Kanserde eğer
cerrahi müdahale veya radyasyon ile
dokuların tedavisi mümkün değilse, kemoterapi denilen bir yaklaşımı kullanarak antikanser ilaçlarının kullanıldığı bir
tedavi uygun olabilir. Hodgkin hastalığı, çocuklarda lösemi, veya testislerde
kanser gibi bazı kötü huylu tümöre dönüşme eğilimi gösteren
kanser çeşitlerinde, kanser çok fazla yayılmış olsa bile kemoterapi
tedavi edici niteliğe sahip olabilir. Kanserin
tedavi edilemez olduğu diğer durumlarda, kemoterapi semptomları ortadan kaldırabilir ve
hastanın yaşam düzeyini iyileştirebilir.
Kanser kemoterapisi her zaman tek bir ilacın kullanılması anlamına gelmez. Kombinasyon terapisi
kanser hücrelerini öldürmek için bir grup ilacın birlikte verilmesini içerir. Eğer antikanser ilaçları cerrahi bir müdahale veya radyasyon tedavisinden sonra varlığını sürdüren
kanser hücrelerinin yok edilmesi için kullanılırsa buna adjuvant kemoterapi denir. Adjuvant latincede yardımcı anlamına gelir. Adjuvant kemoterapi genellikle koltuk altındaki lenf düğümlerine yayılan ve ilk
cerrahi müdahale sırasında fark edilen
göğüs kanseri gibi kanserlerde önleyici bir tedbir olarak kullanılır.
Antikanser ilaçları normal
doku hücrelerini de etkileyebilir. En fazla etkilenebilecek olan normal hücreler hızla bölünen hücrelerdir. (Örneğin
kemik iliği, gastrointestınal yollar, üreme sistemi ve saç foliküllerindeki (bezciklerindeki) hücreler.) Bu hücreler genellikle tedaviden kısa bir süre sonra yenilenirler.
Kullanılan belli ilaçlara bağlı olarak, kemoterapi radyasyon terapisinde görülenlere benzer çeşitli yan etkileri ortaya çıkarabilir. Saç dökülmesi, ağızda yaralar, yutma zorluğu, ağız kuruluğu, bulantı, kusma, ishal, kanama ve
enfeksiyon gibi yan etkiler bu toksik reaksiyonlar arasındadır. Daha az görülen sorunlar arasında
kalp, karaciğer, akciğerler veya böbreklere verilen zarar vardır.
Genelde
tedavi deneyimli
kanser uzmanlarının denetimi altında yapıldığı zaman, kemoterapi ve radyasyonun etkileri tersine çevrilebilir ve minimuma indirilebilir.