Her 1.000 çocuktan 2 ila 7 tanesi
doğum esnasında zarar görmektedir. Doğum yaralanması

bebeğin
doğumu esnasında
ana rahminden dışarı çıkarken ya da alınırken meydana gelen incinme ya da
travmalar olarak tanımlanmaktadır. Doğum yaralanmaları

çoğunlukla en mükemmel
doğum bakımı uygulanan durumlarda bile ortaya çıkmaktadır.
Belli koşullar
doğum yaralanmaları olasılığını daha da artırmaktadır. Prematürelik

makat gelişi

uzun süren
gebelik dönemi

normalden büyük
cenin
ceninin
rahim içinde
anormal konumda oluşu ve
annenin leğen kemiğinin dar oluşu doğacak
bebeğin doğum travmasına maruz kalmasına neden olan özel durumlardan birkaçıdır.
Forseps de kimi zaman
doğum yaralanmasına neden olabilmektedir. Forseps

rahimden dışarı normal olarak ilerlemeyen
çocuğu çekip çıkarmaya yarayan ve uçları kaşık biçiminde olan bir
doğum aygıtıdır. Forceps yaraları genellikle yüzde ve
kafa derisi üzerinde gelen
hafif yaralardır. Forceps vasıtasıyla
bebeğin çıkarılması

anne ya da
çocuğun yaşamının ya da sağlığının tehlikede olduğu zamanlarda en uygun
doğum şeklidir.
Başka bir yararlı teknik de vakum ile
bebeğin çekilmesidir. Bu yöntemde

bebek henüz
ana rahmindeyken
kafasına metal ya da silikon bir başlık yapıştırılır. Bu başlık emme yaratır ve
doğum sürecinin hızlandırılması için uygulanacak çekme işlemini mümkün kılar. Gereğinden daha fazla emme yapılmasını önleyen daha yeni yöntemler sayesinde
bebeğin doğum esnasında
yara alması önlenebilmektedir. Çok rastlanan
doğum yaralanmalarından bazıları şunlardır: Baş şişmesi (caput succedaneum)

kafa
derisi dokularının şişmesidir; bebeğin
kafasının sert vajinal kanal içinden geçerken maruz kaldığı basınç nedeniyle oluşur. Ayrıca
bebeğin yüzü de şişebilir ve renk değiştirebilir ya da eğrilebilir. Bu şişlik genellikle birkaç gün sonra kaybolur ve
kafa normal şeklini alır.
Kafatasında
kan birikmesi (cephalhaematoma)

kafatası derisi altında
kan toplanmasıdır. Yavaş bir
kanama nedeniyle ortaya çıkar ve şişlik
doğumdan sonra birkaç saat geçene kadar fark edilmez. Bazen bu kanamayla birlikte kafatası kemiği kırığı da var olabilir. Kafatasında
kan birikmesi olayı çoğunlukla 2 hafta ila 3 ay arasında geçer. Tedavi nadiren gerekebilir.
Köprücük kemiği (clavicle) kırılması

annenin bebeği
ana rahminden itmesi ve
bebeğin dışarı çıkması esnasında

özellikle makat gelişi doğumlarda
bebeğin omuzunu kavrayabilmenin mümkün olmadığı durumlarda en çok rastlanan
kemik zedelenmelerinden birisidir.
Bu çeşit bir incinmeye maruz kalmış bir
bebek
zedeli taraftaki kolunu oynatamaz. Yaralı tarafta Moro refleksi (ani bir temas ya da sese tepki olarak
boyun arkaya bükülür

ayaklar ve eller dışarı doğru açılır) anormaldir.
Kırık köprücük kemikli
bebekler tamamıyla iyileşirler. Kimi zaman

burun kemiğinde bir yaralanma meydana gelebilir. Bu genellikle kıkırdağın septum (orta bölme) içinde yanlış yerleşimiyle sonuçlanır. Bebek
emzirme esnasında güçlük çıkarır ve burnundan solumakta zorluk çeker. Burnun görünümü
asimetriktir ve düzdür. Herhangi bir girişimde bulunmak için
cerrahi yardım gerekebilir.
Yüz siniri
felci genellikle
rahimde iken

ana rahminden güçlükle itilirken ya da forsepsle doğum esnasında
yüz siniri üzerine uygulanan basınç nedeniyle oluşur. Bozukluk
yüzün bir tarafını tamamen kaplayabilir.
Çocuk ağladığında
yüzün felç tarafı hareket etmez ve
ağız bir tarafa çekilmiş durumdadır. Felçli taraftaki
göz kapanmaz ve
ağız köşesi aşağıya sarkıktır. Uzun vadeli sonuç

sinirin basınç nedeniyle zedelenmiş olup olmadığı ya da
sinir liflerinin ezilmiş olup olmadığına bağlı olarak değişir. Eğer neden basınç ise iyileşme kısa sürede olur ve hiçbir iz kalmaz. Eğer felç devam ederse

sinir liflerinin mikrocerrahi müdahalesiyle onarılması gereklidir