Hidrosefali sorunu ile dünyaya gelen bir
bebekte beynin, beyin
omurilik sıvısı üretme yeteneği ile onu emme yeteneği arasında bir dengesizlik söz konusudur. Hidrosefalin bir
bebeğin kafatasının içinde serebrospinal sıvı (beyin
omurilik sıvısı) birikimi olur ve bu da
kafasının son derece büyümesine yol açar.
Bu durum kusurunun ensidansı (rastlanma sıklığı) farklı popülasyonlarda değişik oranlara sahip olmakla birlikte ortalama olarak her 1000 doğumda 1 vaka şeklindedir.
Konjenital hidrosefalinin en belirgin semptomu
anormal derecede büyümüş bir kafadır. Ara sıra, fetüsün başının, normal
doğumu olanaksızlaştıracak kadar büyüdüğü de görülebilmektedir. Biraz daha olağan vakalarda
kafa doğum sırasında normal görünür ancak hemen sonra büyümeye başlar.
CT (bilgisayarlı tomografi) ve MRI (manyetik rezonans) yöntemleri hidrosefalinin diğer bozukluklardan ayırt edilmesi ve nedeninin araştırılması için yararlı olmaktadır.
Tedavi amacı serebrospinal sıvı üretimi ile emilmesi arasında denge kurulmasıdır. Bazen ilaç tedavisi etkili olabilmektedir, ancak genellikle en iyi
tedavi, cerrahi işlemle kafatasına bir
kanül yerleştirilip
sıvının boşaltılmasıdır. Kanül
çocuğun kafatasında sürekli olarak kalmalı ve ancak bir
enfeksiyon ya da aygıtın kendisinde bir arıza ortaya çıkması durumunda çıkarılmalıdır.
Hidrosefali ile
doğan çocukları, durum uzun vadede
kanül yerleştirilmesi sayesinde büyük ölçüde iyileşmiş olur. Tedavi edilmeyen bebeklerin yarıdan çoğu ölür. Uygun bir ilaç tedavisi ile, hidrosefalin
çocukların tahminen yüzde 70 kadarı bebeklik çağını atlatabilmektedir. Bu grubun yüzde 40'ı normal bir
zekâya sahip olacak, yüzde 60'ı ise (özellikle diğer merkezi
sinir sistemi bozuklukları da bulunanlar) ciddi zihin ve hareket bozuklukları gösterecektir