Dünyanın en tehlikeli hastalıklarından biri olan kuduz hastalığı en çok köpeklerden, nadiren kuduran fare, kedi ve atlardan insana bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalığın sebebi "Kuduz virüsü" ismi verilen bir mikroptur. Kuduran köpekler tarafından ısırılan insanlarda köpeğin salyaları ısırılan yerden vücuda girer ve sinir sistemini tutar. Ayrıca vücutta kanda, idrarda, tükürükde ve sütte bulunur.



Kuduz insandan insana da bulaşan, bazen ısırılmadan da geçebilen bir hastalıktır. Isırılan bir insanda hastalığın ilk belirtileri en erken 10 gün sonra, en geç iki ay sonra ortaya çıkar. Kırıklık, baş ağrısı, iştahsızlık bulantı ve kusma, ateş sinirlilik hâli vardır. Boğaz kuruluğu ve susuzluk hissi dikkati çeker. Fakat, hasta su içmekten korkar. 2-3 günlük ateşli devreden sonra vücut adalelerinde kramplar başlar. Sulu bir gıda alındığı zaman boğaz adaleleri kasılır ve yutam çok ağrılı olur. Dolayısı ile su ve sulu maddelere karşı hastalarda bir korku başlar. Hastalar aynı zamanda ışığa karşı da hassasdırlar. Hiç bir zaman şuğur bulanıklığı olmaz. Hastalar daha çok solunum kaslarının kasılmaları sonucu ve solunum durması ile ölürler.

Daima ölümle biten bu hastalığın ilk aşısı 1885 de büyük âlim Pasteur tarafından yapılmış ve insanlara tatbik edilmiştir. Bu hastalığın ciddi bir tedavisi olmadığına göre hastalıktan korunmak esastır. Kuduz şüphesi karşısında daima aşı olmak mecburiyeti vardır. Bu noktayı ihmal eden insanlar, ihmallerinin cezasını hayatları ile öderler. Aşının haricinde sokak köpekleri ile mücadele de şarttır. Bir şehire kuduz köpek girdiği vakit diğer köpek ve hayvanlara da hastalığı kolayca yayar.