Deri eşsiz ve son derece ilginç bir organdır. Bir yetişkinin bedenini kaplayan deri ortalama olarak 3 m2'den biraz fazladır ve ağırlığı tüm vücut ağırlığının % 15'i kadardır. 1 cm2deridemilyonlarca hücre, scak, soğuk ve ağrıyı ayırt etmek için de binlerce sinir ucu vardır. Ayrıca yağ bezleri, kıl dibi kesecikleri ve ter bezleri de derinin parçasıdır. Bu karmaşık yapıyı besleyen milyonlarca kan damarı da inanılmaz bir şebeke halinde deriye yayılmıştır.
Deri organları korur ve aynı zamanda da ısı düzenleyicisi gibi hareket eder. Derideki kılcal damarlar vücut ısısına göre büzülüp gevşerler. Sıcakta terlersiniz ve bedeninizdeki terin buharlaşması vücut ısısını düşürür. Üşüdüğünüz zaman damarlar büzülür ve deri soğuk ve renksiz bir hal alır. Bu büzülmeyle vücuttaki kan dolaşımı yavaşlar, ısı kaybı azalır ve bedenin önemli bölümleri için ısı tasarrufu yapılmış olur. Ter bezleri de üre türü artık maddeleri atmakta yardımcı olur, ama böbreklere kıyasla çok az üre atabilmektedirler.
Cildinizin yapısı, ısısı, rengi ve berraklığı sağlığında ilgili genel bir bilgi verir. Duyu sinirleri beyne tehlike sinyalleri yollar. Derideki bir grup sinir
endokrin (hormon) sistemi harekete geçirerek cinsel heyecan duyulmasını sağlarlar.
Ortalama deri kalınlığı 2.5 mm. kadar olmakla beraber yer yer çok ince (örneğin göz kapakları) yer yer de el ayaları ve ayak tabanlarında, topuklarda olduğu gibi oldukça kalındır. Deri üç tabakadan oluşur: epidermis, dermiş ve deri altı dokusu.
Epidermis en üst tabakadır yani gözle gördüğümüz ve deri adını verdiğimiz kısımdır. Epidermisin en üstünde ölü deri hücreleri vardır. Pul pul gibi görünen (squamous) hücreler derinin dış yüzünün hemen altına rastlarlar. Bazal hücreler epidermisin en alt katını meydana getirirler.
Epiderrniste üretilen deri hücrelerinin en üste çıkması 1 ay sürer. Hücreler besin kaynağından uzaklaştıkça daha ufak ve yassı bir hale dönüşür ve cansız bir protein olan keratine dönüşürler. En üste çıktıklarında bir süre koruyucu bir örtü gibi kalırlar sonra da sürtünme ve yıkanma sonucu uçup giderler. Demek ki deri sürekli yenilenen çok dinamik bir organımızdır.
Deriyi oluşturan hücreler epidermisin % 95'ini teşkil eder. Kalan hücreler siyah bir pigment üretirler. Bu pigment melanin diye adlandırılır. Melanin deriye rengini verir ve deriyi ultraviyole ışınlarından korur
Farklı ırklardan olsalar bile tüm insanlarda aynı sayıda pigment hücreleri (melanocytes) bulunur. Fakat melanin granüllerinin bu hücrelerde oluşum hızları ve epidermisteki yoğunlukları derinin rengindeki değişikliklere neden olan en önemli faktör ve kalıtımsal özelliklerdir.
Epidermisin altındaki dermiş tabakası derinin % 90'ını oluşturur. Bu tabakada güçlü, beyaz lifler (collagen) ve içinde damarların, kas hücrelerinin, sinir liflerinin, lenf kanallarının, kıl folüküllerinin ve bezlerin bulunduğu sarı, elastik lifler (elastin) bulunur. Dermiş deriye elastikliğini ve kuvvetini verir. Yaşlandıkça dermiş tabakası incelir ve deri gittikçe şeffaflasın Bu yaşlılardaki derinin üzerinde belirgin şekilde görünen damarların nedenidir.
Dermiş tabakasının altında çoğunluğu yağdan oluşan ve kan damarlarının ve sinirlerin bulunduğu deri altı tabakası vardır. Yağların oluşturulmasında önemli olan bu tabaka vücutta dağınık biçimde görülür. Yağ ve ter bezlerinin kökleri yaşlandıkça incelen ve yok olan bu tabakadadır. Yağ bezleri (sebaceous bezler) derinin her yerinde dağılmıştır, ama en yoğun olarak kafa derisinde, yüzde, göğüs ortalarında ve jenital organlarda görülür. Kılların dibindeki foliküller yapışıktırlar. Salgıladıkları yağlı madde (sebum) folikülierden deri yüzeyine çıkarlar. Yağlı sebum, yağ asitleri, kolesterol, hidrokarbonlar, satüre olmamış alkoller ve balmumumsu maddelerden oluşur. Deriyi nemli tutar ve korur.
iki tür ter bezi vardır. Eccrine adı verilen bezler bedeninizin her yerine dağılmıştır, ama avuç içi, taban, alın ve koltuk altlarında en yoğun biçimde
bulunur. Apocrine bezleri özellikle ter üreten bezlerdir ve duygulanma veya stres altında ter salgılarlar Kulaklarda kulak kirini yapar, başka yerlerde vücudun kokusunu üretir. En çok koltuk altlarında göğüs ucu çevresinde ve jenital organlarda görülür.
Tırnak
insan kıllı bir canlıdır. Sadece dudaklar, avuç içleri ve tabanlar gerçekten kılsızdırlar. Kafatas kılları, yani saçlar, deri gibi kafatasınızı güneş çarpmasından ve darbelerden korur. Yaşınızın ve bir dereceye kadar genel sağlık durumunuzun da bir göstergesidir.
Her kıl kökü deri altındaki dokuda bulunan canlı
(küllerden çıkar. Bitişiğindeki yağ bezlerinden çılan yağ parlaklık ve kıla su geçirmezlik de sağlar. IU folikülleri kılcal damarların taşıdığı mineral, protein, vitamin, yağ ve karbonhidratlarla beslenirler. lUlar da deride olduğu gibi ölü protein yani keratin hücreleriyle kaplıdır. Kıllarda melanin denen bir madde de vardır. Pigment hücrelerinin cilde renk vermesi gibi, melanin granüllerinin sayısı da saç rengini tayin eder.
Tırnaklar da epidermisden üreyen uzantılardır ve fceratin adlı proteinden oluşurlar. Her tırnak bir Irnak kökünden uzar. Bu kök derideki bir çukurdan başlar. El tırnakları ayda 3-4 mm. uzar. Bu ayak ttmaklarına göre 2-3 kat daha hızlıdır. Yaşlılıkta uzama hızı azalır.
Tırnakların renk ve görüntüsündeki ani değişiklikler hastalıkların habercisi olabilir.
Besin eksikliği sonucu, kemoterapi sırasında veya bir yaralanma sonrasında kıl ve tırnak oluşumu bozulur. Kılların yapısı değişir, incelir ve kırılır. Aynı şekilde tırnaklarda da yer yer incelmeler görülür. Bu incelme bölgelerinin genişliği, kemoterapinin wya diğer beslenme bozukluklarının süresine bağlı oiarak değişir. Genel kanının aksine tırnak yapısıyla fcemik yapısının bağlantısı yoktur ve kalsiyum almakla kırılgan tırnaklar güçlenmez.
Sivilce, saç dökülmesi, mantar hastalığı, tırnaklarca enfeksiyonlar ve diğer deri hastalıklarını en iyi tedavi edecek kişi dermatolog yani deri hastalıkları uzmanıdır.