Çoğu osteoporoz vakaları yaşlandıkça vücutlarımızın geçirdiği normal değişikliklerin biraz hızlandırılmış olması sonucudur. Maalesef, 45 yaşından yukarı olan kadınların 4'de birinde ve 75 yaşından yukarı olan kadınların 10'da 9'unda çeşitli derecelerde osteoporoz bulunur. Bu kadınlarda birincil osteoporoz vardır. Bu durumda kemiklerdeki kalsiyum birikimi yavaş yavaş boşalır; bu tip rahatsızlık genellikle menapozun başlamasından sonra daha belirgin olur. Erkekler başlangıçta daha zengin bir kemik minerali rezervine sahiptirler. Ve dolayısıyla onların osteoporoz nedeni ile kemik yoğunluğu kayıpları hayatta daha geç belli oiur ve daha hafif ölçüde kalır. Kalsiyum yönünden fakir bir beslenme sistemi, sigara içmek, hareketsiz bir yaşam tarzı, erken menapoz ve zayıflık osteoporoz riskini arttıran faktörlerdir.
Osteoporoz kelimesi Yunanca osteon yani kemik anlamındaki kelime ile gözenek veya pasaj anlamındaki poroz kelimesinin birleşiminden meydana gelmiştir. Bu rahatsızlık sonuçta kemiklerin gerçekten gözenekli olmasına yol açar. Kemiklerde depolanmış olan kalsiyum yüzdesi zaman geçtikçe azalır, bu durum iskeletin zayıflamasına ve bazı durumlarda kırıklara yol açar. Bu mineral kaybı çeşitli nedenlere dayanır.
Sırtta ağrılar Zaman boyunca boy kısalması ve bununla birlikte eğik duruş
Omurgada, bileklerde veya kalçalarda kırıklar. Belirtileridir
Osteoporoz'un en önemli sonucu kırıklardır. Kırıkların normal olarak iyileşme eğimi göstermelerine rağmen bunlar çok az stres altında veya hiç anormal bir stres olmadan meydana gelir ve iyileşme gerçekleştikten sonra başka kırıklar olabilir.
Osteoporoz aynı zamanda yaşam tarzını da etkiler: Onunla birlikte yaşamayı öğrenmeniz gerekir. Birçok kişiler için bu, daha makul beslenme ve hareket programları benimsiyerek ilerdeki kemik kayıplarını asgariye indirmek amacını gütmek ve günlük faaliyetlerde kemikleri tehlikeye atmaktan sakınmak için makul ve aklı başında bir tutum takınmak anlamlarına gelir.
Osteoporozun karakteristik özelliği olan omurga kırıkları ender olarak cerrahi tedavi gerektirir. Kompresyon kırıkları denen bu kırıklar eğer küçük ölçüde ise çok az rahatsızlık verir; eğer daha kapsamlı iseler ızdıraplı bir bel (sırt) ağrısı ortaya çıkabilir. Sıklıkla, ağrı aniden başlar, belde merkezileşir (fakat gövde etrafına yayılabilir) hareketle şiddetlenir ve ısı ile rahatlar ve olayı takip eden 1 ile 2 ay içinde yavaş yavaş hafifler. Fakat, yıllar süren bir devre boyunca bir dizi omurga kompresyon kırığı, "dul kamburu" denen, gittikçe artan eğik duruş tablosuna yol açabilir.
Kemikler ağır şekilde zayıf düştüğü zaman osteoporoz sakatlık meydana getirebilir. Bu rahatsızlık aynı zamanda yılda belki 40.000.- ölümle bağlantılı olarak düşünülmektedir. Bu ölümler büyük ölçüde ameliyat komplikasyonlarından veya kalça kırıkları sonrasında hareketsiz kalmaktan meydana gelmek¬tedir