Cinsiyet, yaş, genetik değiştirilemez. Bunlar size ait olan özelliklerdir. Yine de bu özelliklerin yapılarını ve kalp hastalığı için risk faktörü olup olmadıklarını bilmeniz gerekir.
Yaş: Kalp krizi için bir risk faktörü olsa ve ilgili hastalıkları artırsa bile tek başına kalp hastalığı için bir risk faktörü değildir.
Cinsiyet: Erkekler kadınlara oranla daha fazla koroner arter hastalığına yakalanırlar. Fakat cinsiyetin kalp ve kan damarları üzerindeki rolü oldukça karmaşıktır. Menapozdan sonra kadınlarda kalp krizi ve bununla ilgili sorunlarda artma olmaktadır. Bazı bilimadamları astrojen hormonunun menapozda ortadan kalkmasından sonra risk faktörlerinin artmaması için astrojen takviyesinin koruyucu bir etkiye sahip olduğu inancındadırlar. Kız çocuklarında ve erkek çocuklarında puberteye (ergenlik dönemi) kadar HDL kolesterol seviyesi aynıdır. Bu da bize koroner arter hastalığının oranının erkek ve kadınlardaki değişikliğini ifade eder. Bununla birlikte puberte esnasında HDL kolesterol seviyesi erkeklerde azalır.
Orta yaştaki erkekler daha çok kalp krizi adayıdırlar. 60 yaşından sonra kadın erkek arasındaki risk farkı azalır. Kadınlarda risk oranı artar.
Kalıtım: Genetik kalıtım olayı karmaşık bir olaydır. Basit bir anlamda eğer babanız veya bir yakınınız, genç yaşta kalp krizi geçirmişse, sizin kalp hastalığına tutulma riskiniz ailesinde hiç kalp hastası olmayan bir kişiye göre daha fazladır. Kısacası koroner arter hastalığına olan eğilim bazı ailelerin bünyelerinde vardır. Bu yüzden doktorunuz ana-babanız ve ailenin öteki bireyleri hakkında bilgi istemelidir. Kalp hastalığı riski sadece kalıtım ile gelen riski içermez. Aynı zamanda sigara ve aşırı kilonun meydana getirdiği riskleri de içerir.
Ayrıca babanız vaktinden önce kalp krizinden ölmüşse bu durum babanızla aynı kaderi paylaşacağınız anlamına gelmez. Bu hayatınızı nasıl yaşamak istediğiniz konusunda karar vermede size yardımcı olacak bilginin basit bir parçasıdır. Bu durum, riskleri kontrol edip en aza indirmek için size önerilen egzersiz ve diyet gibi faktörlerin yerine getirilmesi gerektiğini ortaya koyar.