İnsanlığın ve insan sağlığının en önemli sorunu kanser hastalığıdır. Çünkü kanser hastalığının dokunmadan geçtiği bir aile, bir toplum hemen hemen yoktur. Her geçen yıl dünyada kanser hastalğına yakalananların sayısı devamlı artış göstermektedir ve çünkü kanser hastalığının sebebi halen bulunmuş değildir. Dolayısı ile de tedavisi de bir sorun olarak devam etmektedir.

Dünyada kanser araştırmalarına oldukça büyük fonlar ayrılmakta ve her yıl binlerce çalışma, inceleme sevindirici bir sonuç vermemektedir. Son yıllarda kanserin virüslerle ilgili olabileceği üzerinde durulmaktadır. Bağışıklık konusu burada çok önem kazanmış durumdadır. Kanser hastalığının ortaya çıkabilmesi için sebep ne olursa olsun bir bağışıklık eksikliğinin, doku veya organda ortaya çıkması lazımdır. Buradan yola çıkılmakla idrar kesesi ve prostat kanserlerinin tedavisinde bazı aşı uygulamalarının iyilik sağladığı anlaşılmıştır.

Kanserde diğer önemli bir konu "Risk faktörü" dediğimiz olaylardır. Çevre kirliliği, ekzos gazları, petrol artıkları, rıitritler, n'rtrrt ve nitratlı içkiler, kanserojen gıdalar (metalik yağlar, bazı küfler, kokmuş etler, boyalı şeker ve içecekler, konserveler v.s.) sigara, bazı ilaçlar, radioaktif ışınlar bunların arasında sayılabilir.
Bu faktörler hücrelerin direncini kırarak ve kansere karşı gelişecek bağışıklık maddelerini engelleyerek kansere karşı direnci kırmaktadır. Yine son yıllarda antibiotiklerin vücut direncini azaltarak dünyada kanser oranının arttığına işaret edilmektedir.

Bilindiği gibi her hücrenin programlanmış bir metabolizma düzeni vardır. Bu düzen hücre çekirdeği içindeki DNA tarafından yürütülür. İşte bu düzenin bozulup hücre metabolizmasının düzen dinleme yip anarşik hale geçmesine kanser ismi verilmektedir.

Anarşik kanser hücresi ya olduğu dokuda veya kan yolu ile başka organa giderek yerleşir, aşırı çoğalır ve normal hücrelerin yaşama hakkını engelleyerek, onların yok olmasına sebep olurlar. Bu anarşik hücreler vücudun bütün besin kaynaklarını ve beslenmesini anormal şekilde kullanarak veya hayati organları tahrip ederek organizmayı ölüme sürüklerler.



Esasında kanser "Epitel" ismi verilen dokudan kaynaklanan habis hücre gelişmesidir. Her dokunun habis hücreleri (kanserleri) kendine göre değişik isimler alırlar.
Habis hücre karaciğerden kaynaklanırsa "Hepatoma", bağ dokusundan ise "Sarkom" kemik dokusundan ise "Osteo Sarkom", Lenf dokusundan ise "Lenfoma" v.s. gibi isimler alır.

Kanser hastalığının en sık görüldüğü organ akciğerlerdir. Bunu ikinci sırada kadınlarda görülen meme kanserleridir. Avrupa ve Amerika'da üçüncü sırayı mide kanserleri teşkil eder. Bu olay Japonya'da 1. sıradadır.
Daha sonra kadınlarda yumurtalık, erkeklerde prostat ve kalın barsak kanserleri gelir. Pankreas ve diğer organ kanserleri daha enderdir. Fakat unutmamak gerekir her yıl dünyada 4-5 milyon insan kanserden ölmektedir.
Son yıllarda erken kanser tanısının koyulabilirle imkanlarının artması, erken dönemde bulunan kana ait kanser kriterlerinin gelişmesi ve kesin olmamakla beraber gelişen ilaçlar kanserle savaşta önemli adımların atılmasını sağlamıştır.

Erken kanser tanısında kanserli organın çıkarılması hastaları % 100 şifaya kavuşturabilmektedir. Özellikle meme ve mide, barsak kanserlerinde hastalıktan kurtulma şansı çok yüksektir.

Sebebi izah edilemeyen halsizlik, iştahsızlık, yorgunluk, memede ele gelen sertlikler, makattan sümük ve kan gelişi, kadınlarda kanamaların artması, şişkinlik ve gazlanma, inatçı kabızlık, kansızlıkgibi olayların daima sebepleri araştırılmalı ve bir kanser başlangıcı ile ilgisi olup olmadığı incelenmelidir.

Günümüzde yapılacak en doğru davranış her yıl, bütün modern araştırma teknik ve cihazlarla sağlık bakımından organizmayı taramaktır. Buna halk arasında da "Check-up" ismi verilmektedir. Parasal yönden çekingenlik etmek büyük bir hatadır.