Hormonların Kanserle İlişkisi İnsan vücudu bir takım organ ve sistemlerden oluşur. Bunlar, hareket sistemi (kemikler, eklemler ve kaslar), dolaşım veya damar sistemi, sinir sistemi, sindirimi sistemi, solunum sistemi, idrar ve üreme sistemi (kadınlarda, memeler de bu sistem içinde değerlendirilir) ve beş duyu organları. Bir de endokrin sistem denilen iç salgı bezleri vardır. Bunların bir özelliği ayrıca salgı kanalları yoktur ve saldıkları hormonları doğrudan doğruya çevrelerindeki kan damarlarına dökerler ve hemen kana karışırlar. Bunlar arasrnda en önemlileri, beyinde hipofiz, boyunda yer alan tiroid ve karın boşluğunda böbrekler üstünde yer alam böbrek üstü bezleridir. Bunlara erkeklerde husyeleri (er bezlerini) kadınlarda yumurtalıkları eklemekteyiz. Zira, her ikiside çift fonksiyonlu bezlerdir. Er bezleri, erkek tohum hücrelerini (spermleri) yaparlar ve bunları ayrı bir kanalla er suyu keselerine gönderirlerken saldıkları erkek hormonunu doğrudan doğruya kan damarlarına dökerler. .Keza, kadınlarda yumurtalıklar yaptıkları yumurtayı (dişi tohum hücresini) rahim borularına atarken, saldıklar rı iki tür kadın hormonunu doğrudan doğruya kan damarlarına dökerler.
Hormonlar normal yaşam için mutlak ve zorunlu olan maddelerdir. Hipofiz, tiroid, böbreküstü ile yumurtalık (erkeklerde husyelerin) saldıkları hormonlar birbirlerini tamamlar ve etkilerler. Cinsiyete ve yaşa göre ıbu bezlerin saldıkları hormonların miktarı ve etkileri bir denge içinde fonksiyon görürler. Bunlardan biri veya bir kaçının azlığı veya çokluğu dengeyi bozar. Dengenin bozulma derecesine göre de, o insanda hafiften çok ciddiye kadar hastalıklara sebep olur. Bu husus eskiden beri bilinen bir gerçektir ve yeni değildir.
Şu halde, özet olarak diyebiliriz ki, tüm hormonlar ve özellikle kadın ve erkek hormonlarının vücutta fazla miktarda ve devamlı yapımı veya dışarıdan (ister ağızdan alınmak, ister enjeksiyon veya diğer yollarla) vücuda verilmesi, hormonal dengeyi bozmaktadır. Bugün, vücuttaki hormon dengesi ile kanserler arasında yakın bir ilişki olduğu herkesçe kabul edilmiş bir husustur. Böylece, uzun süre devam eden cinsel hormonlarda aşırı fazlalık, cinsel organ kanserlerin sebep teşkil etmektedir diyebiliriz. Aşırı hormonal etkiler sonucu prostat rahim ve göğüs (meme) kanserleri daha sık görülmektedir.
Doğum kontrol hapları (gebeliği önleyici haplar) kansere yol açar mı? sorusu sık sık sorulan sorulardandır. Zaman zaman bununla ilgili yazılar basında çıkmaktadır. Bu konuya, da değinmek isteriz Bunlar, her firmanın kendime öz hazırladığı ve değişik oranlarda yapılmış iki hormonun birleşimidir. Amaç hipofiz bezine ve sonra yumurtalıklara etki yaparak yumurtlamayı durdurmaktır Böylece, yumurtlama, yani kadın tohum yumurtası olmayınca da gebelik yer almaz. Şu halde, bir çok hususlarla birlikte yaş faktörünü de dikkate alarak 'kullanılması gerekir bunların. Aksi takdirde çok miktarda ve devamlı kullanılması kuşkusuz vücuttaki hormona! dengeyi bozar. Bu da yukarıda belirttiğimiz sonuca neden olabilir. Bu nedenle, bu haplar muhakkak bir hekim kontrolü altında ve ancak belirli bir süre için kullanılabilir kanısındayız. Sürekli kullanmanın kanser dışında, bir çok yan etkileri olduğu bilinmektedir,
İLÂÇLARA gelince Bilindiği gibi hastalıklarda kullanılan ilaçların hemen tümü doğal veya sentetik, şimik (kimyasal) maddelerin birleşimidir. Bu birleşimlerin şekli ve miktarları, de'ğil yanlız imal eden firmadan firmaya, ülkeden ülkeye de değişmektedir. Böylece, alınan ilâçlar dünyamın değişik yerlerinde değişik sonuçlar gösterirler. Bu şimik maddelerin bazılarının çok miktarda ve sürekli kullanılmalarının karstonojik etkiler gösterdikleri belirlenmiştir.
Bu nedenle, ilâçları, özellikle antibiyotik, ağrı .kesici, uyku verici, sentetik perhiz hapları ve hormon preparatları gibi ilâçları her halde hekim önerisinde ve dikkatli kullanmak gereklidir.