Kanser Hastalığının Özellikleri Bugün bir çok önemli ve salgın hastalıkların sebebi bilinmektedir. Meselâ, tifo hastalığı veya kolera hastalımı gibi. Bu her iki hastalığa sebep olan mikropJarı biliyoruz- Bu nedenle, bunlara karşıönleyici aşılar ve tedavi edici ilâçlar yapılmıştır. Bunlar uygulanmadığı ve hastalıklar .kendi hallerine bırakıldığı taktirde ölüm kaçınılmaz birer sonuç olmaktadır. Bunlara benzeyen daha nice hastalıkları sayabiliriz.
Kanser ise bir hücre hastalığıdır. Hücrelerin anarşik bir şekilde, çılgınca çoğalma sonucu büyümesi ve bir urun (tümörün) meydana gelmesidir. Böylece diğer önem ve salgın hastalıklar gibi sebebi bilinen bir mikrop değildir. Kesin sebebi bilinmemekle beraber bir çok iç ve.dış faktörlerin, karsinojenik maddelerin hücreleri etkiliyerek bunların normal kurallar dışı, hudut tanımayan ve anormal bir şekilde büyümelerine ve çoğalmalarına sebep olmaktadırlar. Bu faktörlerin sayılan bir hayli olduğu gibi, üsteye araştırmalar sonucu yenileri de eklenmektedir. Bunların tıbbî ve kimyasal adlarını kullanmadan, büyük bir kısmını kanserin sebepleri konusunda sıraladık, işte bu nedenledir ki, kanser bir de'ğıil yüz değişik hastalıktır derler
Kanserin tek bir sebebi olmadığı ve ancak bir grup sebeplerin bir araya gelme sonucu hastalık ortaya çıktığından, insan kanseri çok faktörlü bir hastalıktır. Meselâ, ailede birden fazla kanser görülmesi ancak, o ailenin fertlerinde (kansere karşı bir meylin olduğunu gösterebilir. Bu ise tek başına hastalığın muhakkak çıkacağını ispatlamaz. Diğer bir çok faktörlerin de aynı zamanda etkili olmaları gerekir, kanserin oluşması için. Bu görüşün tersi de doğrudur. Yani kanserojen bir çok faktörler bir insanı sürekli bir şekilde etkilerlerse, ailede kansere karşı bir meyli olmasa da, ailede hiç kanser görülmemiş ise de, kanser oluşabilir.
Kanser, vücudun herhangi bir organından veya dokusundan kökenini alabilir. Böylece, kanserler çıktıkları, kökenini aldıkları organlara ve dokulara göre adlandırılırlar. Bu nedenle, tıp dilinde kanserin bir çok adları vardır.
Tüm kanserler veya sarkomlar aynı süratle büyüp gelişmezler
ve aynı derecede tahrip yapmazlar veya yavrulamazlar Bazı tür kanserler veya sarkomlar diğerlerine oranla çok daha süratli, bazıları ise daha yavaş (büyürler. Bazan da kendiliklerinden büyümenin yıllarca durduğu ve hatta yavaş yavaş vücudun bunları yendiği ve yok oldukları da görülmektür. Doğru taraftan bir süre büyüdükten sonra uzun bir zaman sessiz, rareketsiz ve uykuda kalıp tekrar faaliyete geçenleri de olmuştur. Yine kökenini aldığı hücrelere göre bazı kanserler sert bâzıları ise yumuşak karakterdedirler.
Bu ayırımlarda önemli olan kanserin nerede ve ne tip hücreden başladığı, çekirdeklerin özellikleri, bunların çevrelerinden beslenme olanakları, iç ve dış etkiler, hastanın yaşı, horımonaj etkinlik, örf ve âdetler, alışkanlıklar, ırk ve bölge gibi çeşitli faktörler rol oynarlar. Bu özelliklere ileride organ kanserlerini teker teker ele aldığımızda değineceğiz. Ancak, burada küçük bir örnek vererek iki tip kanser arasındaki farkı belirtmek isteriz. Dokuları oluşturan milyonlarca hücreler yan yana oldukları gibi, üst üste ve kat kat da yer almışlardır. Bir bina duvarında tuğlaların yan yana ve üst üste konuldukları gibi. ince olarak gördüğümüz deri de böyledir üst üste dizilmiş bir kaç kat hücrelerden oluşmuştur. Cildin en üst tabakasından kökenini alan kanserler çok habistirler. Oysa cildin en alt tabakasından kökenini alan kanseler ise nisbeten selim tabiattadırlar ve çok geç yavrularlar (****staz) yaparlar.
Burada yavrulama ile ilgili bir hususu açıklamakta yarar vardır, halk arasında, kanserle ilgili olarak erkeği veya dişisi diye bazan söz edilir. Oysa bu gerçek dışıdır ve kanserde erkek veya dişi diye bir ayrım yoktur. Ancak, bazı tür kanserlerin yavrulamaları daha erken görülmektedir, diğerlerine kıyasla. Teşhiste geç kalınmış ve yayrulamış vakalara dişi cinsi, erken teşhis edilmiş ve henüz yavrulama yer almamış vakalara da ekerk cinsi diye halk arasındaki ayırım bundan ileri gelmektedir.
Kanserojen maddeler hücreleri üç şekilde etkiler: Yapısal değişiklikler, fanksiyonal değişiklikler ve biyo kimyasal değişiklikler. Bugün herkesin üzerinde durduğu husus şudur: inanılmayacak kadar çok ve çeşitli olan kimyasal, fiziksel ve biyolojik karsinojenik etkenlerin sonuç olarak hücrelerde aynı değişikliği nasıl husule getirmeleridir.
Genel olarak tüm ateşli ve salgın hastalıklaın her birinin ayrı ayrı ve değişik kuluçka devreleri vardır. Bu hastalığı yapan mikrobun veya virüsün vücuda girmesiyle, hastalık belirtilerinin ve semptomların meydana çıkması arasında geçen müddettir. Bunlardan bir kaç örnek vermek isteriz :
Difteride 2 ile 5 gün arasıdır,
Dizanteri'de 1 lee 7 gün arasıdır,
Kolera'da birkaç saat ile 5 gün arasıdır,
Su çiçeğinde 2 lee 3 hafta arasıdır,
Grip'te 1 ile 4 gün arasıdır,
Tifo'da 1 o ile 14 gün arasıdır,
Gonore'de 1 ile 8 gün arasıdır,
Sifilis'de genellikle 3 haftadır.
Görüldüğü gibi bu hastalıklarda kuluçka devreleri birkaç saat le bir kaç hafta arasında değişmektedir. Sayamadığımız diğer bütün hastalıklarda da bu devreler çok değişiktir.
Oysa, kanser hastalığının diğer bir özelliği de, böyle bir kuluçka devriminin bulunmamasıdır. Karsinojenik faktörlerin etkilediği zamanla, hücrelerde başlayan çoğalma yani hastalığın başlaması arasındaki zaman çok değişiktir. Kanserin gizli, belirti göstermiyen bu durgunluk süresinde LATENT dönemi denir. Birkaç örnek vermek faydalı olur ikinci Dünya Harbinde Negasaki ve Hiroşima'ya atılan atom bombasından 7 üe 9 sene sonra oradaki halkla lösemi teşhis edilmiştir. Diğer bir örnek, boyuna yapılan ışınlamadan 8 yıl sonra tiroid tümörünün görülmesidir. 8ir örnek daha, hamile .kadınlara verilen hormonların sonucu olarak doğumdan yıllar sonra, genç kızlarda vajen (hazne) kanserinin görülmesidir. Şu halde kanserin ortaya çıkması için, kanserojenlerin dozu (miktarı), zamanı ve sürekliliği gibi çeşitli faktörler rol oynar. Tahriş yapan bir faktörün, bir defa yaptığı etki ile sürekli etkisi arasında sonuç bakımından çok fark vardır.