Lösemi lökositlerin (akyuvarların), normal bir şekilde çoğalmaları yerine, kanser hücresinde olduğu gibi yasa ve nizam dinlemeden anormal ve anarşik bir şekilde çoğalmaları ve kemik iliğini, dolaşan kanı, lenf bezlerini ve vücudun diğer dokularını bu hücrelerin oarmasıdır. Beyaz kan manasına gelen lösemi deyimi ilk 1825' te Virchow önermiştir. Bugünkü bilgilere göre lösemi bir değil bir grup hastalıkları kapsar. Neden?
Daha evvel de belirttiğimiz gibi, lökesitler, alyuvarlar gibi bir tip olmayıp çeşitli şekilleri vardır. Bunların görünüş şekilleri, yapılar, karakterleri ve hatta görevleri de ayrı ayrıdır. Meselâ, normal ve sağlıklı bir insanın kanında yüz adet lökesit aiıp yan yana gelirsek, bunlar içinde bir tane BazofM, 3 tane Eozinofil, 4 tane Çomak, 6 tane Moncsit; 23 tane lenfosit, 63 tane parçalı adı verilen lökosit çeşitli yer aldığını görürüz.
Çeşitli hastalıklarda ve enfeksiyonlarda bu oran çok değişik şekiller gösterir. Birinde veya ikisinde oran yükselirken, diğerlerinde düşer veya tamamen yok olabilir Lökositlerin ana görevi vücuda giren çeşitli hastalıkların, çeşitli mikroplarını yok etmektir. Her çeşit mikroba bu lökositler içinde yer alan tiplerden biri veya ikisi daha etkili olmaktadır. Bu nedenle hastalığın ve mikrobun cinsine ve şekline göre lökosit cinsleri arasında olan derişikliği görülür.
Şimdi bir hususa daha temas etmek isteriz. Bu lökositlerin de, diğer tüm hücreler gibi bir taraftan yıkılır ve ölürlerken bir taraftan da yenileri yapılır ve dolaşıma atılırlar. Bunların büyük ibir kısmı kemik iliğinde yapılır. Ancak kemik iliğinde bu yapım şu şekilde yer alır. Burada bulunan ana hücreler yavru hücreleri doğurur. Bunlar büyürler ve olgunlaşır sonra dolaşıma katılırlar. Bu, her tip lökosit cinsi için geçerlidir
Şu halde, kanda dolaşan lökosit cinslerinin yanı sıra, bunların yapıldığı yerlerde ki, başta kemik ilgi gelir, ana hücrelerin yanında genç yavru hücreler ile gelişmekte olan muhtelif kademelerde hücreler bulunur.
Sonuç olarak, lösemi lökositlerin normal dışı, anormal ve anarşik bir şekilde çoğalması ve gerek bulunduğu ve gerekse çevresindeki hücreleri parçalamak olduğuna göre, bu kural kanda dolaşan her tür lökosit. için geçerli oiduğu gibi, ana hücrelerle yeni ve olgunlaşmakta olan her derecedeki hücreler için de geçerlidir. Şu halde löseminin, (kan kanserinin) tıp dilinde ayrı ayrı adlandırılan türleri vardır. Her bir tip lösemin, kökeninin aldığı cins hücrenin şekline, yaoısma, karakterine göre özel bir belirti klinik seyir ve sonuç gösterdiği gibi tedavisine etkili olan metodlar ve ilâçlar da değişiklikler gösterirler. Lösemi tiplerinin ayrı ayrı ve teker teker ele amak olanaksız ve bu kitabın amacı dışı olduğuna göre, Icsemüeri genel olarak tanıtmağa çalışacağız.
Lösemiler her yaşın hastalığıdır. Bazı tipler daha ziyade çocuklarda bazı tipler, daha ziyade orta yaşlarda, dazı tiplerde daha çok yaslılarda olmak üzere her yaşta görülebilirler. Genellikle erkeklerde daha sık görülür.
Lösemilerin, diğer kanserler gibi kesin sebebi belli olmamakla beraber bu hususta bir çok görüşler ve bazı deneysel bulgular mevcuttur. Nedenleri ve etkileyici faktörler:
1 — Lösemik hücre de diğer kanserlerin hücreleri gibi şekil ve yapı anormalleri gösterir Bunlarda da mitozlar (bölünmeler) artar ve anormal mitez şekilleri görülür. Hastalık kentroî altına alınmadığı taktirde diğer bir çok kanserler gibi büyük çoğunlukla ölümle sonlanır. Böylece kan kanseri (lösemi) de diğer organ kanserleri gibi ürer ve bütün vücuda yayılır, dokuları kapiar ve onların normal fonksiyonlarını önler.
2 — Lösemiler ilk tanındığı zaman bu hâstalrçjin mikrobik ve bulaşıcı olduğu bir çok bilgin tarafından iddia edilmiş ise de sonradan çalışmalar bu görüşün doğru olmadığını ortaya çıkarmıştır. Bundan bir süre sonra bazı (tavuk ve fare gibi) hayvanlarda lösemilerin virüslerin oluşturduğu gösterilmiştir. Bundan ilham alarak insan lösemisinin de virüs veya virüsler tarafından meydana getirildiği düşünülmüş, fakat şimdiye kadar kesin olarak bütün lösemilerin insanlarda virüsle meydana geldiği ispat edilmemiştir. Ancak, son zamanlarda yeni bir görüş ortaya atılmıştır. O da, bazı bilginlere göre, bazı tür virüslerin bazı tür löseminin oluşumunda endirekt bir etkisi olduğu kanısı vardır. Zaman bunun doğruluğunu ispatlayacaktır.
3 — Bir ailede birden fazla lösemi vakasının görülmesi irsiyet faktörünü düşündürmüştür Diğer taraftan konjenital lösemi olaraık kabul edilen vakaların annelerinde löseminin bulunmaması ve lösemik annelerden ddğıan çocuklarda lösemin tesbit edilmemesi irsiyet faktörünün önemini azaltmaktadır. Bugünkü görüşlere göre diğer kanserlerde olduğu gibi iösemide de ailevi bir istidat (meyil) kabul edilmektedir. Ancak diğer kanserlerde olduğu üzere tek başına yeterli bir faktör değildir. Diğer etkileyici faktörler bir araya geldiklerinde, ailevî bir istidat (meyil) olanlarda, olmayanlara oranla daha sık görülmektedir.
4 — Röntgen ışınları ve radyasyonun, insanlarda lösemiye sebep oldukları bugün kesinlik kazanmıştır. Bunlar etkilerini şu şekilde göstermektedirler:

A) Küçük dozlarda sürekli ışınlara maruz kalmak. Meselâ, röntgen ışiıniarı ve radyumla çalışanların kan tablolarında görülen değişikler gibi.
B) Bir tek defa yüksek dozda radyasyona maruz kalmak. 1945 de Hiroşima ve Nagasaki üzerine atılan atom bombası, insanlar üzerinde tek bir defa yüksek, dozda radyasyonun etkilerini gösteren bir olay olmuştur. 1940 da Japon halkında lösemi görüime oranı milyonda 12 iken, bombadan 7 sene sonra 1952 de, bir Japon - Amerikan komisyonunun yıllarca süren araştırmalarından sonra, bombanın atıldığı yerin etrafında 2000 metre yarıçapındaki çember içinde bulunupta ölmemiş olanlarda bu görülme oranı milyonda 458'e ve 2000 metreden daha uzakta olanlarda milyonda 3,2'ye çıkmıştır
C) Yüksek dozda ışın tedavisi yapılan şahıslarda lösemin görülme oranı anormal derecede yüksektir. Meselâ, bazı bel kemiği hastalıklarına uzun süren röntgen tedavisinden sonra sık olarak lösemilerin ortaya çıktığı, 1958 de dikkati çekmiştir, ingiltere'de, bazı romatizma tedavisi için, ışın tedavisi yapılan hastalarda lösemi, normalden çok daha yüksek görülmüştür. Birleşik Amerika'da radyoskopi kullanmaları nedeniyle radyasyona maruz kalan ıiç hastalıkları uzmanlarında lösemin oranı, radyoskopi yapmayanlara nazaran çok daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Bu nedenle, daha önce kanser sebepleri bölümünde sözünü ettiğimiz bir hususu tekrarlamak (istiyoruz. Gebelik esnasında teşhis veya tedavi gayesiyle yapılan röntgenden yıllar sonra çocukta lösemi görüldüğü kesinlikle saptanmıştır. Böylece gebelere kesinlikle röntgen yapılmamalıdır.
Genellikle röntgen veya diğer radyasyon ışınlarına maruz kalma zamanı ile löseminin görülmesi arasında uzun bir zaman geçmektedir. Bu süre ortalama olarak 6-7 senedir.
5 — Sazı kimyasal maddelerin de löseminin görülmesine sebep teşkil etmektedir
Lösemilerin çeşitli türleri olduğunu söylemiştik. Hastalığın belirtileri, semptomları, klinik seyri, kan muayenesinde görülen hüc¬relerin şekilleri ve karakterlerine göre, lösemiler iki ana gruba ayrılırlar.
I — Akut (hızlı glıişen) lösemiler. Bu grupta 4 ayrı tür lösemi tespit edilmiştir. Akut lösemiler her yaşta görülebilirlerse de, daha ziyade çocuklarda ve 30 yaşına kadar gençlerde görülmektedir.
II — Kronik (yavaş gelişen) lösemiler. Bu grupta 3 ayrı tür lösemi tespit edilmiştir. Kronik lösemiler her yaşta görülebilirlerse de daha ziyade yaşlılarda görülürler.
Sık görülen akut ve kronik lösemilerin yanı sıra daha nadir görülen lösemi tipleri vardır. Bunlara nadir görülen lösemiler grubu denir. Bu grupta on tip lösemi yer almıştır.