Rahim ağzı kanseri, kadın cinsel organları kanserinin yüzde takriben 60 inin oluşturur. Kadınlarda en fazla görüleri meme kanserinden sonra en sık görülen ve ikinci sırayı alan kanserdir. Üçüncü olaıak da rahim gövde kanseri gelir. Rahim ağzı kanseri daha ziyade orta yaşlarda görülür. 30 yaşından aşağıdakilerde nispeten az görülür. 35 yaşından sonra 50 - 55 yaşına kadar görülme oranında artış gösterir ve bu yaşlardan sonra azaltmağa başlar. Oysa, rahim gövde kanseri genellikle yaşlılarda, hatta âdetten kesildikten 10 - 15 yılsonra 60 . 70 yaşiannda da görületbilir. Rahim ağzı kanseri ile rahim gövde Kanseri arasında yaşta olduğu gibi sebep, hastalığın seyri, yayılması, teşhisi ve hatta tedavisi bakımlarından çok ayrıcalıklar gösterir.
Her ne kadar rahim ağzı kanserinin kesin sebebi belli değilse de bazı hususların ve faktörlerin etkili oldu'ğıunda görüşler kesinlikler kazanmıştır. Meselâ, erken yaşta başlanan ve sık devam ettirilen cinsel birleşmeler, birden fazla evlenmeler. Nitekim, genel kadınlarda sık rastlanırken, rahibeler.gibi hiç evlenmemiş ve cinsel birleşmede bulunmamış veya az bulunmuşlarda daha nadir görülür. Hindistanda genellikle kızlar 14-15 yaşlarında evlenirler ve doğururlar. Bu sebeple Hindistan' da rahim ağzı kanseri erken yaşlarda ve sık görülür. Çok doğurmuşlarda fazla, az doğurmuşlarda veya hiç doğurmamışlarda az görülür.
Kocaları sünnet olmuş kadınlarda daha az, sünnet olmamış kocaların kadınlarında daha sık görülür,
Rahim ağzı nezlesi, akıntı iltihap veya hastalığı geçirmişlerde daha sık görülmektedir. Cinsel birleşme sırasında erkekten kadına geçmesi muhtemel hastalıklarda etkili olabileceği gösterilmiştir.
Son yıllarda, özellikle Birleşik Amerika da virüsler üzerinde de durulmuştur, insanlarda uçuklara sebep olan virüslardan bir türünün ilerlemiş ve iltihaplanmış rahim ağzı kanserlerinin bazı tiplerinde gösterildiğini ileri sürerek bununda bir etki olabileceğini öne sürmüşlerdir. Şimdi sorun şu : Bu virüsler ilk olarak rahim ağzında oturdu ve kanserimi meydana getirdi? Yoksa mevcut selim bir gelişmeyi mi kansere çevirdi? Veya başlamış bir kanser üzerinde oturarak kanserin ayrıca iltihaplanmasına mı sebep oldu?
Bu soruların cevabını zaman ve çalışmalar verecektir. Bugün için bildiğimıiz virüsler zührevi hastalıklar çerçevesinde kcbu! edildiğine göre, oraya cinsel birleşme ile gelir ve oturur .
Cinsel organları temiz tutmayan, cinsel birleşmelerden sonra yıkanmayan, sağlık kurallarına dikkat etmeyen ve özellikle sosyoekonomik durumları iyi olmayanlarda rahim ağzı kanserine yakalanma olasılığı daha çoktur.
Diğer bir özellikte, rahim ağzı kanserine şehirlerde yaşayanlarda daha fazla, köylerde ve kırsal bölgelerde yaşayanlarda ise daha seyrek rastlanmaktadır.
Bugün inanılır istatistiklere göre, rahim ağzı kanseri ile rahim gövde kanseri ırk ve coğrafi bölgeler açısından görülme oranlarında çok değişik (bilgiler verilmektedir, örneğin, rahim ağzı kanseri en sık Kolombiya ve Güney Afrika' da, en az Birleşik Amerika ve daha az İsrail' de görülmektedir. Oysa lahim gövde kanseri en sık Kanada ve Birleşik Amerika' da en az Hindistan ve daha az Japonya' da görülmektedir.
Kanser bir hücre hastalığı olduğuna göre rahim ağzında mevcut milyonlarca hücrelerden birinde başlar hastalık. Bunu da gözle görmeğe olanak yok. Hastalık ilerledikçe yandaki hücreleri, daha sonra etraftaki hücreleri ve nihayet çevrede bulunan diğer organlara yayılır.
Böylece rahim ağzı kanserinin belirtileri, teşhisi ve nihayet uygulanacak tedavi metodları, hastalığın başlangıcından itibaren ne kadar
zaman geçtiğine ve ne kadar yayılldığına bağlıdır Kuşkusuz tedavi sonucu ve elde edilecek şifa da.
En sık görülen belirti, büyük kanamalar dışında hafif lekelenme şeklinde görülen kanamalar ve özelikle cinsel birleşme sırasında meydana gelen kanamadır. Ancak bu tür kanamalar kanser dışı iltihaplar ve hastalıklar sonucu rahim ağzında meydana gelen durum veya yaralardan da olabilir. Akıntı, ikinci belirtidir. Bu özellikle kanlı ise. Bu da diğer sebeplerden ileri gelebilir. Ağrı genellikle ilerlemiş vak'alarda yer alır. Hastalık ilerlemiş ise bu belirtilere ilâve olarak kanserin genel belirtileri kendini gösterir.
Teşhis, nisai muayene, ifrazdan alınacak sıvının muayenesi ve alınacak parçanın muayenesi (bicpsi) ile sağlanır.
Tedavi, hastalığın hangi devrede yani başladktan ne kadar sonra teşhisin Konduğuna göre değişir. Tedavi metodları sırasıyla ameliyat, radyoterapi ve ilaçlardır. Sonuç ve şifa oranı erken teşhisle orantılıdır.
Bu nedenle, her kadın senede iki defa (6 ayda bir) ve hiç değilse senede bir hiç bir şikayeti olmasa dahi nisai muayenesini yaptırmalı ve rahim ağzı ile vaginadan alınacak ifrazın (smear denilen) tahlilini yaptırmalıdır. Bunun geniş çapta uygulanması sonucu başta Birleşik Amerika olmak üzere İngiltere ve diğer bazı ileri ülkelerde en sık görülen rahim ağızı kanseri oranında düşme görülmektedir.
Bu arada, kansere zemin hazırlayıcı rahim ağzı nezlesi veya iltihabını önleme bakımından okurlarımıza önerilerimiz olacaktır : Ayakları üşütmemek, âdet tamam iyi e bitmeden denize girmemeık, ıslak mayolarla uzun zaman kalmamak, aybaşı bittikten sonra veya cinsel birleşmeden sonra haznenin (vaginanın) yıkanması ve temiz tutulması gibi. Ne cins bir akıntı olursa olsun, gayrı muntazam kanama veya cinsel birleşmeden sonra bir kanama yer alırsa, sebebini tayin ve tedavisi için mutıakkaık doktora görünmek şarttır. Erken teşhis ve tedavi daima faydalıdır ve hayat kurtarıcıdır.