Rahim Gövde Kanseri Kadında rahim bir tanedir, karın boşluğunun orta ve alt kısmında bulunur. Rahim bir armut biçimindedir, başı aşağı ve büyük kısmı yukarı bakar. Karın boşluğu içinde rahim in önünde mesane, arkasında ise kalınbağırsağın son kısmı bulunur Rahim büyüklüğü, yaşa ve doğurganlığa göre değişir. Çok doğurmuşlarda, doğurmamıslara nazaran daha büyüktür. Rahimin içerisi boştur ,etrafını saran duvarları kalındır ve kastan yapılmıştır. Bu itibarla kolaylıkla genişleyebilir ve sonra da kasılarak küçülebilir. Aşılanmış yumurta rahim içinde büyür ve çocuk miadına gelince adaleler sıkışmağa başlar, böylece içindeki çocuğu aşağıya doğru iter ve nihayet dışarı atar.
Rahmin iç boşluğunu örten ve kaplayan bir tabakası vardır. Buna mukoza denir Her ay bu tabaka (mükoza)nın içi ve altı bol kanla dolar ve kabarır. Âdeta hallaç tarafından atılmış yatak gibi. Bu, aşılanmış yumurtanın içine gömülmesi, beslenmesi ve büyümesi için hazırlanmıştır. Şayet yumurta aşılanmamış veya ölmüş ise, hazırlanmış yatak beklediği misafiri bulamayınca bozulur, yüzü yer yer çatlar mağa başlar ve kanama yer alır işte bu kanamaya âdet kanaması denir. Demek oluyor ki, âdet kanaması her ay gebelik için yapılan bir hazıriı'ğm başarıya ulaşamadığının bir kanıtıdır. Bu olay gebelik ol madiği sürece her ay tekrarlanmaktadır ve kadının doğurganlık çağına özdür. Şu halde rahmin bir tek görevi vardır, o da çocuğun büyüme ve gelişme yeridir.
Rahmin yapısından söz etmiştik. Rahim boşluğunu örten mukoza tabakası gerek fonksiyon ve gerekse hastalıklar bakımından en önemli yeridir. Rahim iltihapları, polipleri selim urları burada yer aldığı gibi, rahim kanseri de burada oluşur. Kalın adaleden yapılı duvarında da seli m ve habis urlar çıkar. Selim urlara MYOM veya FİBROM, habis, uruna da SARKOM denir.
Rahim gövde kanseri, hadınlada görülen kanserler arasında üçüncü sırayı alır. Birinci meme, ikincisi ise rahim ağızı kanseridir. Görülme oranı bölgelere ve ülkelere göre değişiklik gösterir. En fazla Knada'da sonra sıra ile Birledik Amerika'da, ingiltere'de, israil ve Norveç'de, en az Japonya'da ve Hinristan'da göülmektedir.
Rahim gövde kanseri, rahim ağzı kanserinin aksine yaşlılarda ve daha ziyade âdet kesilmesinden senra görülür. Hatta bazan menapoza girdikten 10-15 yıl sonra da görülmüştür. Kesin sebebi henüz belli olmamakla beraber, .oluşumunda etkili oldu'ğfu kabul edilen faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
Rahim ağzı kanseirnin aksine, evlenmemiş, doğurmamış ve kısır kadınlarda daha sık görülmektedir.
2 — Şişman ve özellikle uzun boylu şişmanlarda olmak üzere, şeker hastalarında, yüksek tansiyonlularda, geç âdetten kesilenlerde daha sık görülmektedir.
3 — Yumurtalıkları, normalin üstünde kadın hormonu (östrojen hormonu) ifrazı sonucu, âdet günleri uzun süren, çok kan kaybeden, âdetten önce göğüslerinde şişkinlik ve dolgunluk his edenler rahim gövde kanserine daha çok adaydırlar. Bu bakımdan âdet bozukluklarında ve âdeti çoğaltmak ve arttırmak amacıyla yüksek miktarda ve uzun bir süre kadın hormonu verilmesi sakıncalıdır.
Rahim gövdesi kanserinin belirtilerine gelince: Hastalığın üçte ikisi âdet kesiminden sona ortaya çıkar ve hastaların çoğunda şişmanlık tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı ve geçmiş yıllarında âdet düzensizliği mevcuttur. En önemli belirti âdet kesiminden sonra görülen anormal kanamadır Âdet görme yaşlarında ise sık sık görülen kanamalardır, ikinci belirti, önceleri sulu ve sonraları kanla karışık anormal akıntıdır. Bazan kokulu da olabilir, ilerlemiş vakalarda kanserin diğer genel belirtileri kendini gösterir.
Rahim ağızı kanseri daha çabuk ve süratle gelişir ve yayılırken gövde kanseri aksine yavaş gelişir, ihmal edilmiş ve teşhis edilmeden kalmış ve yayılmış vak'alarda, kanserin hem ağızda ve hem de gövdede aynı zamanda bulunduğu vak'alara rastlanılmıştır. Bunlarda .kanserin ilk defa ağızda mı yoksa gövdede mi başladığını ve sonradan diğer tarafa yayıldığını tesbit çok defa mümkün olamamaktadır.
Rahimde gövde kanserinin teşhisine gelince: Âdetten kesilme çağına gelen veya âdetten kesildi'kten sonra, özellikle şişman ve doğurmamışlarda, gayri muntazam kanamalar dikkati çekmeli. Ne var ki, bu tür kanamalar üçte biri kansere üçte ikisi diğer çeşitli nedenlere bağlıdır. Bununla beraber bu kritik devrede ve özellikle âdet kesiminden sonra görülen kanamaya kanser gözüle bakıp telâşianmısmalı ve morali bozmamalı. Bunun yerine derhal hekime ve muayeneye gitmedi ihmal etmemeli
Kesin teşhise ulaşmak için yollar bellidir. 1) Hastanın dikkatli
muayenesi, 2) Hastanın âdetleri, doğum, düşük ve olmuş ise kürtajlar ile ilgili hikâyesi. Âdet düzensizliği olmuş ise yapılan hormon tedavileri, 3) Smear dediğimiz test. Bu hazne sıvısiının ve hatta rahim boşluğu içinde bir pipet veya enjektör ile alınacak sıvının mikoskopla muayenesi ve hücrelerin taranması, istatistiklere göre bu metod ile yüzde 75 ve hatta yüzde 90'a .kadar doğru ve kesin teşhis sağlamaktadır. 4) Kanama varsa veya olmuşsa deneme kürtajı (proje kürtaj) dediğimiz rahim içinden parça alarak hücre muayenesi yaptırmak, kesin teşhis için zorunlu bir metottur.
Teşhis ve tedavi açılarından, rahim gövde kanseri ve rahim ağzı kanseri uluslararası öğütler tarafından ayrı ayrı derecelendirilmişlerdir. Rahim gövde kanserinde, birinci derecede, hastalık rahim gövdesi içinde, mukozada henüz başlamıştır. Hastalık teşhis edilmeden bırakılırsa, bütün rahim içine, sonra duvarlarına ve daha sonra rahim ağzına, önde mesaneye, arkada rektuma ve nihayet tüm kavsaiaya yayılır. Dördüncü derece demek, hastalığın tüm cinsel organlara ve kavsaiaya yayılmış olması demektir Rahim ağızı kanserinde de böyledir. iBirinci derecede hastalık yanlız ağız kısmımdadır. 4'üncü derece demek hastalık tüm cinsel organlaa ve bütün kavsaiaya yayılmış demektir.
Şu halde, teşhis ve uygulanacak tedavi bakımından hastalığın teşhisi ile hangi derecede olduğunu saptamak gereklidir. Gerek rahim gövde kanseri ve gerekse rahim ağzı kanseri hastalığın birinci derecesinde teşhis edilirse ve gerekli tedavi yapılırsa şifa yüzde yüzdür. Hastalık kendi haline bırakılıp ilerlemiş olması, dolayısiyle hastalık derecesi yükselmiş bulunması şifa oranını düşürür.
Uluslararası derecelendirmeğe göre, her dereceyi tayin için hududu çizilmiş ve nasıl bir tedavi uygulanması önerilmiştir.
Rahim gövdesi kanseri aynen rahim ağzı kanserinde olduğu giıbi tedavinin esasını ameliyat, radyoterapi, muhtelif ilâçlar ve hormonlar teşkil eder. Ameliyatın genişliği ve diğer metodların dozu ve miktarı hastalığın derecesine bağlıdır.
Şu halde, kanserden, korkmak yerine, uyanık olmalı, ihmalden ve geç kalmaktan korkmalı. Her kadın 6 ayda bir veya hiç değilse senede bir defa hiç bir şikâyeti olmasa dahi bir kadın doktoruna mu
ayene elmalı ve smear testi yaptırmalı Bu arada anormal ve yersiz bir kanama veya kanlı akıntı görülürse kontrol ve muayene zamanını beklemeden ve vakit kaybetmeden hekime müracaat etmelidir.
Hanım okuyucularımıza bir önerimiz daha olacaktır. Orta çağlarda ve özellikle âdetten kesilme dönemine yakın devrelerde (daha çok gencim şimdiden âdetten niye kesileyim? veya daha bol söksün diye) lüzumsuz yere kadın hormonu (öströjen hormonu) almaktan, enjeksiyon yaptırmaktan kaçınınız! Bu iğneler sizi kısa bir süre memnun ve mutiu eder, ancak sonradan tehlike çanı çalar, özellikle, bünye ve diğer faktörler açısından, kanser olmaya bir yetenek varsa bu iğneler, ateşe parlaması için çıra atmaya benzer.
Rahimle ilgili kansere son vermeden bir hususu aydınlığa kavuşturmak gerekir. Daha evvel söylediğimiz gibi, rahim gövde kanseri, rahim boşluğunu örten mukozadan kökenini alır. Rahmin kalın duvarını meydana getiren kaslardan kökenini alan selim ve habis urları da vardır. Selim urları daha evvel söylediğimiz gibi myomlardır Habisleri ise sarkomlardır. Şu halde rahim sarkomu demek adaleden veya oradaki bağ dokusundan kökenini alan habis tümörüdür.
Rahim sarkomu ise rahim kanserinden çok daha seyrek ve daha çok 50 ve üstünde yaşlarda görülür Ayrı ve özel bir belirti göstermezler. Teşhis, muayenede rahmin büyük bulunmasıyla (myomlarda olduğu gibi) konur. Tedavisi ameliyatla çıkarılmalarıdır. Buna ışın ve iiâç tedavileri eklenir