Meme Kanseri Göğüsler sağlı ve sollu olmak üzere iki tanedirler ve temel yapısı süt ifraz eden salgı bezlerindendir. Erkeklerde büyümemiş bir halde kalmış olan memlerin kadınlarda anatomik olduğu kadar fizyolojik, cinsel ve estetik bakımlardan önemi büyüktür Memenin şekli ve büyüklüğü şahsa, yaşa, cinse ve ırka göre değişir.
Bulûğa (erginliğe) kadar küçük olan memeler bu yaşlada büyürler ve bir yumruk kadar olurlar. Gebelikte ve doğumdan sonra emziren annelerde memeler birdenbire büyürler. Süt verme zamanı geçince bu büyüme yavaş yavaş kayb olarak memeler eski büyüklüklerini aiır ve gevşerler. Böyleıe meme ile göğüs duvarı arasında bir meme altı oluğu meydana gelir. Genellikle sıcak memleketlerde yaşıyan kadınların memeleri daha büyük olurlar.
Memenin dış yüzünün ortasında meme başı adı verilen bir kabartı vardır. Meme içinde yer alan bezlerden sütleri getiren kanal¬ların ağızları bu meme başı dediğimiz kabartıdan dışa açılırlar. Meme başı 4-5 santimetre çapında meme aylası (areola) adı verilen normal deriden daha koyu, pigmentli bir saha ile çevrelenmiştir. Gebelikte ve sonradan emzirme zamanında meme aylasının rengi koyulaşır ve küçük kabarcıklar meydana gelir.
Süt kanalları meme başında dışa açıldıklarından, buradan mikropların içeriye girmeleri pek güç değildir. Meme iltihaplarının büyük kısmı bundandır, özellikle süt verme zamanında meme başı büyür
ve genişler, dolayısiyle süt kanallarının ağızları da açılır. Süt de mikropların beslenme ve çoğalmasında en iyi bir ortam sağladığından, süt verme zamanında meme iltihaplarına ve apselerine sık rastlanır.
Memenin iç yapısı salgı bezleri ve kanallardandır demiştik. Ne varki, meme ortadan kesilecek olursa bir portakalın veya greyfurtun içine benzer. Nasılki, bunlar birer ince zarlarla sarılmış dilimlerden yapılmış ise, memelerde böyledir. Bir kanalın etrafını bezler sarmıştır, tabandan meme ucuna kadar. Bunlar yan yana bir tren vagonunun kompatrmajnları gibi yer almışlardır. Bunlardan her bir bölüme (Lob) denir.
Bazan bir lob içindeki bezler daha fazla büyürler ve birleşerek' yuvarlak sert cisimler meydana getirirler Bazan da iki lob da birleşerek daha büyük bir kitle ortaya çıkar, işte biz bunlara süt bezlerinin büyümesi, sertleşmesi veya kistleri diyoruz. Bunlar sslİm büyümelerdir. Bunları meme kanseri ile karıştırmamak gerekir. Ne varki, böyle bir sertlik ele geldiğinde vakit geçirmeden doktora gitmeyi ihmal etmemek lâzımdır, teşhis açısından.
Şimdi kadınlarda en çok ve en sık görülen göğüs kanseri hakkında bilgilerinizi gözden geçirelim.
Meme kanserinin de çok eski bir tarihçesi vardır. Konu ile ilgili yayınlar eski Yunan ve Roma talihine dayanır. 16, 17 ve 18'inci yüzyıllarda bu hastalık üzerinde çalışmalar yapılmış ve yazılar yazılmıştır. Wirchow 1863 de meme kanserinin mikroskop altında hücre manzarasını ve yapısını tarif etmiştir. Halsted 1907 de ilk olarak kanserli göğüsü başarılı bir ameliyatla tamamen almıştır. 1941 de de gerek göğüs kanserinin ve gerekse erkeklerde prostat kanserinin hormona! etkilerin altında oluştuğu açıklanmıştır.
Her ine kadar, genel olarak göğüs kanserij kadınlarda görülen kanserlerin başımda yer alıyor ve en sık görüleni ise de, diğer bir çok orgdan kanserlerinde olduğu gibi coğrafi dağılışı mevcuttur. Yani, bazı ülkelerde daha sık, bazı ülkelerde ise nisbeten daha az görülmektedir. Göğüs kanseri en fazla Birleşik Amerikada onu sıra ile Kanada, ingiltere, israil ve Norveç takip eder. En az oranda da Japonya, Uzak Doğu Asya ve Güney Afrika'da görülmektedir.
Meme kanseri 25 yaşın altındakilerde oldukça seyrek görülür. 30 yaşından ısonra orantılı olarak artmaktadır. Genellikle 40 ile 50 yaşları arasında en fazla görülür. Erkeklerde ise meme kanseri nadir olarak görülmektedir.
Meme kanserinin kesin sebebi anlaşılmış detğtfldü. Bununla beraber uluslararası çalışmalar, göğüs kanseri açısından, bazı özellikleri şöyle açıklamaktadır: Rahibeler gibi hiç evlenmemişlerde veya evlenip hiç doğum yapmamış veya az doğum yapmış olanlarda daha sık görülmektedir Ne varki, bu husus 40 yaşından sonrakiler içindir. 40 yaşından önce evlenmiş veya evlenmemiş, doğurmuş veya doğurmamış risk oranı aynıdır.
Göğüs kanseri riski açısından ilk gebelik ve doğum yaşı önemli bir faktör olarak kabul edilmektedir. 20 yaşından evvel ilk çocuğunu doğuranlarda kanser riski, geç kalmış ve İlk çocuğunu 35 yaşlında doğuranlara nazaran üçte ıbir daha azdır. Demek' oiuyorki, genç yaşta evlenip çocuk doğuranlarda hastalığa yakalanma olanağı daha azdır.
Herne kadar doğumdan sonra emzirmenin, meme kanserine koruyucu bir etkisi olduğu söylenemez ise de, çalışmalar göstermiştir ki, çocuklarını kendi sütleriyle uzun süre besleyen toplumlarda hastalık oranı, çocuklarını emzirme yerine sun'i besinlerle besleyen topluma nazaran daha düşüktür. Nitekim, emzirme ve anne sütü ile beslenme son 50 yılda Birleşik Amerika'da çok azalmış, bunun aksine göğüs kanseri oranı artmıştır. Halen yüzde 18'den az bir oranda doğum yanmış rnne, çecuğunu kendi sütü ile beslemektedir. Oysa, bu oran eskiden yüzde 70'in üstünde imiş. Kuşkusuz bu, bugün kadınların doğumdan sonra da olsa çalışma zoruniuğundan ileri gelmektedir. Çocukları sabahları kreşlere bırakıp akşamları almakta olanların sayıları artmıştır.
Şu halde, göğüslerin yaradılış amacına uyarak cnları görevlerini yapmağa itmek ve mecbur etmek, her halde vazifelerini görmeğe engel olmaktan çok daha iyidir.
Çok doğuranlar, az doğuranlara nazaran daha şanslıdırlar. 37 yaşından evvel kendilerini ameliyatla yumurıalıklarını aldırmak suretiyle 'kısırlaştıran ve yumurtalık faaliyetini sena erdirenler hastalıktan uzak kalmaktadırlar.
Bütün bu saydıklarımızı özetlersek, göğüs kanserinde hormonal faktörün önemli bir yeri olduğu anlaşılır. Nitekim 1974 yılı Şubat ayında Münih'te toplanan Kanser Kongresinde meme kanserinin meydana gelişinde ve yaygınlaşmasında hormonların büyük bir rol oynadığı gösteri'miştir- Bu hormonlar memede süt bezlerinin gelişmesinde, deği! yanlış östrojen, progesteron veya prolaktin'in azlığı veya fazlalığı aynı zamanda tüm hormonlar arasındaki dengenin bozulması etkilenmektedir. Bu nedenle özellikle 40 yaşlarında âdet dü¬zensizlikleri veya azlığı için gelişi güzel hormonların kullanılması geçici olarak sevindirir ise de ilerisi için çok defa ağlatıcı olmaktadır.
Göğüs 'kanserinde irsiyetin rolü olduğu görüşünü savunanlar olduğu gibi, bunun önemli bir faktör olmadığını söyleyenler de vardır
Kalbul etmeyenler bu hususun birer rastlantı olduğunu ve ıbu keyfiyetin dünyaca istatistiklerle kanıtlanmadığını ileri sürmektedirler. Ancaık, genel olarak kansere karşı bazı ailelerde yaratılıştan gelen bir yeteneğin bulunduğu görüşünü paylaşanlar çoktur. Şu halde, meme kanseri görülmüş ammelerin kızlan veya kız kardeşleri, bende meme kanseri olacağım diye bekleyiş ve moral çöküntüsü, hiç bir zaman fayda vermez. Tersine zarar verir. Kanserin sebepleri bölümünde de izah ettiğimiz gibi, üzüntü, sıkıntı ve moral bozukluğu insanda sinir sistemimi etkiler ve bu da vücuttaki hormonal dengeyi bozar. İleride kanserin tedavisi bölümümde izah edeceğimiz bir hususu, burada söylemek yerinde olur. Kanser tedavisinin esası ve en önemli faktörü moraldir- istatistikler göstermiştir ki, aynı organ kanserine ve aynı derecede iki hastanın morali yüksek elanda şifa oranı morali bozuk diğer hastaya nazaran daha yüksektir. O halde, ailesinde ve yakınlarımda meme kanseri görülenler, misafir beklercesine«bakalım ben ne zaman kanser olacağım. demektense, herkesten fazla 6 ayda ıbir muayene ve kontrol'arını ihmaisiz yapmalıdırlar. Böylece, şayet diğer bütün şartlar mevcut ve kanser başlayacaksa erken teşhis ve tedavi imkânını elde etmiş olurlar ki bunlarda şifa yüzde yüze yakındır.
Göğüs kanserinde virüs korusuna gelince: honüz yeteri kadar aydınlanırraş ve herkes tarafınden kabul edilmiş bir husus yoktur. Esasen virüs konusuna, kanser sebepleri bölümünde deyinmiş ve bugünkü bilgileri vermiştik.
Diğer bir husus da, göğüs kanseri değil yanlız ülkeden ülkeye aynı ülkede yaşayanlar arasında da farklılıklar gösterir. Bir topluda insan başına yenileni hayvanı yadların miktarı da etkilemektedir. Bu nedenle toplumda sosyoekomomik durumları çok iyi ve yüksek olanlarda hastalık daha sık görülmektedir. Oysa, sosyoekomomik durumları düşük olanlarda hastalığa daha az rastlanmaktadır
Nadir elarak göğüs kanseri erkeklerde de görülmüşıür. özellikle 50 yaşını geçmiş olanlarda. Bu vakaların ekseriyetinde prostat kanseri için yüksek dozlarda kadın hormonu kullanıldığı tespit edilmiştir.
Göğüs kanserimde teşhis ve tedavi:
Göğüs kansei başlangıçta pek şikâyetlei sebep olamz. Ancak ileri derecede büyüdüğü ve yayılmağa başladığı zaman birtakım şikâyetlere yol açar. Şu halde, memede ilk defa ele gelen ve hissedilen her sertlik şüpheli olarak kabul edilmelidir ve mütehassısa müracaatta gecikilmemelidir. Her ne kadar meme içinde birden fazla sertlik ve ağrı ilk plânda .kanserin aleyhine ise de ve hele bu sertlik durumu her iki memede de aynı biçimdeyse, kanserden biraz daha uzaklaşmak yerinde olur. Zira, her iki göğüste aynı anda kanserin başladığı oldukça nadir görülen bir haldir.
Bununla beraber, göğüs kanserinden korkan her kadın 6 ayda bir defa hiç bir şikâyeti o'masa dahi doktoruna muayene ve kontrola gitmelidir. İki muayene ve kontrol arasındaki zamanda, göğüslerde bir sertlik ıbissedilirse veya meme başından devamlı elan akıntılarda (kanlı veya kansız), meme başında yer alsın egzama görülürse, ikinci muayene tarihini beklemeden hemen muayene ve kontrol a gideriirmelidir-
Hastalığın başlangıcında teşhis ve tedavisi kolay ve şifa yüzde yüzdür. Hastalık geciktikçe ve ilerledikçe şifa oranı düşmektedir.
Hekim hastayı dikkatle muayeneden sonra röntgen ve biopsi gibi gereken tetkikleri yapar ve teşhis konur.
Bugün meme kanserinin esas tedavisinin cerrahi olduğunu tüm uluslar kabul etmiştir. Ameliyatla alınacak kısmın büyüklüğü hasta^lığın erken teşhisine ve ilerleme derecesine bağlıdır. Ayrıca, ışın tedavisi (radyoterapi) ve 'hormon tedavisi ile sitostatik dediğimiz kanser ilâçlariyle tedavisinde göğüs kanseri iyi cevap vermektedir. Şu halde, tedavideki pusla hastanın yaşınaj hastalığın büyüme ve yayılma derecesine göre ayarlanmaktadır. Bazan bu tedavi yöntemlerinde t iri yeterli olmaktadır. Bazan da ikisi veya üçü kombine edilerek uygulanmaktadır.