Böbrek üstü bezleri üçgen veya piramid şeklinde bezlerdir. Yerleri karın boşluğunda ve böbreklerin üzerindedir. Her böbreğin üzerinde bir bez olduğu için sayısı da ilkidir Ancak, bu bezler böbreklerin tam üzerilerine oturmuş olmayıp, aralarında ufak bir mesafe vardır. Böylece şayet bir böbrek şu veya bu sebeple aşağıya doğru düşerse (böbrek kanserinde bahsetmiştik) veya ameliyatla alınırsa, böbrek üstü bezine birşey olmaz ve yerinde kalır. Sırf böbreğe olan yakın 'komşuluğu dolayısiyle bu bezlere böbrek üstü bezleri denmiştir.
Böbrek üstü bezinin, gerek yapı ve gerekse görev açısından birbirlerinden ayrı, iki kısmı vardır. Biri dış kısmı, diğeri de iç kısmıdır. Aynen büyük, iri bir portakaln ikalın kabuğu ve dilimılerinden oluşan iç kısmı gibi. özellikle dış, kabuk kısmı olmak üzere her iki kısmın ayrı ayrı önemli görevleri ve ifraz ettikleri hormonları vardır. Bu nedenle iç salgı bezleri içinde hayatı önemi olan bezlerdir
Dış, yani kabuk kısmı birbirinden ayrı muhtelif hormonlar yapar. Bunlardan birkaçı yaşam için çok nemlidir. Bunlar arasında sayabileceğiimiz, kortizon hormonu, kan plazmasında mineralleri kontrol eder ve elektrolit dengesini sağlayan aldosteron hormonu, erkek cinsiyet hormonu, kadın hormonu, östrojen, yine kadın hormonu progestoron gibi hormonları vardır. Bu hormonların normalden azlığı veya fazlalığı çeşitli hastalıklara sebep olur.
İç kısmına gelince, bu kısım daha ziyade sempatik sinir sisteminin etki ve kontrolü altındadır. Kuşku, heyecan gibi bir stressin etkisiyle adrenalin ifraz eder .
Böbrek üstü bezinin kabuk kısmı ve ifraz ettiği hormonların rniktaıını, hipofiz ön parçasının yaptığı hormonlar arasında ACTH hormonunun etkisi ve kontrolü altındadır. (ACTH; böbreküstü bezin kabuk kısmının hormonu demektir. Bu, kelimelerin ilk harflerinden oluşan bir isimdir.)
iç salgı, bezlerin in ve hormonlarının genel bilgilerine son vermeden, orkestıa şefi hipofizin, hormon yapan bezleri nasıl idare ettiğini ve vücuttaki hormona I dengeyi nasıl sağladığını ayrıntılı olarak izah etmeğe çalışalım-
Hipofiz yaptığı hormonlarla, muhtelif salgı bezlerimi ve bu arada yumurtalıklar ve husyeleri uyarır ve talimat verir. Hormon yap der, bir taraftan da kanda her hormonun normal düzeyinde kalmasını sağlar. Bir hormon normal miktarın altına düşünce, hipofiz onu yapan beze kamçılayıcı hormonu ile daha çok çaiış ve hormon yap der. Eğer söz konusu hormon, kanda gereğinden fazla varsa, hipofiz onu yapan beze kamçılayıcı hormonu keser. Böylece uyarır ve dur artık demek olur. Tabii bir müddet sonra kanda hipofizin uyarıcı ve kamçılayıcı hormonu kesilince bez de ifrazı azaltır veya tamamen durdurur.
Buna bir misal verelim: Kadında ve erkekte cinsel hormon azlığı tespit edilir ve bu da kısırlığa sebep oluyorsa, fazla miktarda cinsel hormon vermekten kaçınırız. Zira kadın veya erkek hormonunun fazla verilmesi zararlıdır. Her iki hormonun fazlalığı kansere sebep olmaktadır. Böyle durumda hipofiz hormonu veririz. Yani, hipofizi uyarırız; talimat ver, yumurtalık veya husye hormonu yapsın demek isteriz bu yöntemle. Bir misal daha: âdetleri az olan bir kadına az miktarda kadın hormonu verirsenizj kanama artar. Çok miktarda hormon verilirse kanama artacağına tamamen kesilir. Çünkü, kanda çok fazla miktarda hormon vardır, bu hipofizi etkiler, o da kanamayı durdurur. Zamanla kandaki hormon idrarla dışarı atıla, atıla normal miktara düşünce, hipofiz harekete geçer ve kanama yeniden yer alır.
Normal şartlar altında hipofiz, salgı bezlerinin faaliyetlerini ve hor-monlarını belirli bir denge detutar. Her hangi bir bezin hastalığında veya urunda bu denge bozulur ve şikâyetler başlar.
Böbrek üstü bezinin, gerek dış yani kabuk kısmını ve gerekse iç kısmının urları sık olmamakla, beraber görülmektedir. Ancak, bunların büyük ekseriyeti selim uriardır. Kanserleri çok nadirdir. Böbreküstü be¬zinin selim urları yeni doğandan 70 yaşına kadar her yaşta görülebilir. Erkeklere nazaran kadınlarda daha sık görülür. Bu urların bazı türleri daha çok çocuklarda görülür, ve erişkinlerde son derece nadirdir