Kanser Hastalığının Etkileri Bilindiği gibi yakalanmaktan korktuğumuz bir çok ateşli ve salgın hastalıklarda, hastalar hastalığın yan etkilerinden şikâyet ederler. Ayrıca, hastalıkların 'muhtemel komplikasyonundan korkarlar ve bir an evvel hastalığı atlatmağa çalışırlar, örneğin, sık ve uzun süren bademcik iltihabının sonunda böbrek hastalığına, tedavi edilmeden uzun süren kabakulak hastalığının erkeklerde husyelere (er bezlerini) etkiliyerek kısırlığa sebep olduğunu veya uzun süren romatizmanın sonunda kalp hastalığına neden olduğunu hepimiz biliriz;
Şu halde, ancak bir demet sebeplerin bir araya gelmeleri sonucu ortaya çıkan ve böylece aslında bir grup hastalıklardan oluşan kanserin ıbazı etkileri ve komıplikasyonları olması doğaldır. Kaldıki her organın veya sistemin kanseri, bir diğerinden farklıdır. Bu nedenle de, kanserlerin genel ıbazı etki ve komıplikasyonları dışında, kökenini aldığı yere ve organa göre de, değişik biçim ve türden etki ve komplikasyonlara sebep olabilirler.
Bunlara kısaca değinmekte ve bilmekte yarar vardır.
Daha önce (kanser sebepleri arasımda) belirttiğimiz gibi, üzüntü, sıkıntı, çaresizlik ve umutsuzluk gibi duyguların kanserin ortaya çıkmasına kamçılayıcı bir etken olduğu gibi, kanser hastalığının da kişide ruhsal bozukluklara neden olduğu da bir gerçektir. Ruhsal bozukluklara, özellikle, hastalık hakkında doğru ve sağlıklı bilgiye sahip olmayanlarda ve kanseri genellikle iyileşmeyen ve kısa sürede öldürücü bir hastalık olarak bilenlerde daha sık rastlanır.
Kanser, genellikle ağrısız bir hastalrktır. Hiç denilse başlangıçta, bununla beraber, büyümüş bir ur ağrıya sebep olmaz iken, bazan küçük bir kanserde ağrı hissedilir. Çünkü, tesadüfen yeni gelişmekte olan .kanser bir sinir dalına çok yakındır ve onun baskısı ve etkisi sonucu hasta ağrı hissetmiştir. Aslında ağrı bir hastalıık değildir. Birdüzensizliğin, normal dışı bir durumun veya fonksiyonun (belirtisidir, örneğim, bir ayak burkulması veya sert bir yere çarpma ağrı doğurur. Şu halde, bir insan bir yerinde ağrı duyduğunda, eyvah ben kanser oldum veya kanser olacağım diye düşünmek çok yanlıştır.
Kanserlerde (geliştiği yere ve derecesine göre) vücutta mantarlara, viruslara ve değişik türde mikroplara karşı olan normal direnç düşer ve doiayısiyle her çeşit mikrobun daha kolay gelişme ve çoğalma olanağı doğar. Bu nedenle, kanser tedavilerinde daima antibiyolikier de ilâve olarak verilmektedir. Bu uygulama ile kanserli hastalarda çok iyi sonuçlar elde edilmektedir.
Yine kanserin başladığı doku veya organa ve hastalığın ilerleme derecesine göre, hastalarda değişik derecelerde ateş, anemi (kansızlık), iştahsızlık ve kilo kaybı göülebilir. Ayrıca, ıbazan deri ve kemiklerde doku bozuklukları da görülmüştür. Kanserin başladığı yer bir iç salgı bezi (endokrin bezi) olmamasına rağmen, kanser hücrelerimde normal hormonlara benzeyen hormonların, bazı enzim ve fibrin gibi salgıların oluşmasıdır. Kuşkusuz, bu tür hormonların vücuttaki etkisi, aynen o hormonun ilâve olaraik dışarıdan hastaya verildiği veya o hormonun salgı bezi tarafından normalin üstümde salgı yapması gibi sonuçlar verirler.