Türkiyede Kanserle Savaş Başarılabilirmi Nitekim, yurt çapında veremle savaşta sağlanan üstün başarı bunun gerçek bir örneğidir. Bu başarı, başta sağlık Bakanlığı ve Ulusal Verem Savaş Derneği olmak üzere diğer kuruluş ve ünitelerim bir plân ve program içinde ortaklaşa çalışmaların sonucudur. Bugün verem hastalığı, ona bağlı komplikasycniar ve ölümler, eskiye göre çok ve hem de pek çok azalmıştır. Bu hususta İstanbul Verem Savaş Demeci Başkanlığından elde ettiğimiz veriler şöyledir:
Eskiden yüzbin kişiden iki bini veremli idi, şimdi ise yüz bin kişiden onu veremlidir. Veremden ölüm, eskiden yüzbin kişide 350 idi. Şimdi ise yüzbin kişide 4 veya 5'tir. 64.190.304 kişiye tüberkülin testi, 36, 280, 342 kişiye de BCG aşısı yapılmıştır. Türkiye'de halen 255 dispanser faaliyettedir. Bu dispanserlere 22.477.549 kişi müracaat etmiş, 20,177,549 filim çekilmiş, 4.071.789 bakteriyolojik muayene yapılmıştır. Diğer taraftan, gezici röntgen ile ayrıca 21.483.277 film çekilmiştir.
Halen Türkiye'de veremli sayısı takriben 40.000 civarındadır. Oysa kanserli sayısı 250.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Bu güzel sonuçlardan ve üstüm başarılardan dolayı verem savaşında her düzeyde görev alanlara, maddî ve manevî katkıda bulunanlara, her Türk vatandaşı gibi biz de minnet ve şükranlarımızı sunar, en yakın bir gelecekte Kanser Savaşında da eşit bir başarıya ulaşılmasını içtenlikle dileriz.
Kuşkusuz, kanserle savaş için de, verem savaşında olduğu gibi, bir plân, ve program gerekir. Bunun başında da genel eğitim gelir. Bilgi; kültür ve aydınlatıcı konferans, yayın ve çalışmalar belirli düzeylerde yürütülmelidir. Bunun yanı sıra, genel eğitim yapan okullarda ve meslek okullarında kanser hakkında bilgiler, kanserdem korunma ve erken teşhisin metod ve yararlan eğitim programlarına alınmalıdır.
Kanserle savaşın başarıya ulaşabilmesi için çeşitli kuruluşlara ve kişilere ayrı ayrı görevler düşmeektedir demiştik. Buna bir kaç örnek verelim.
Bugün sigaranın kanser açısından çok zararlı olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Sigara içen bir kişinin bunu bırakması veya azalteıması hakkındaki kararı ancak tendi verir ve uygular. Oysa, o kişimin oturduğu kentteki kirli havanın temizienimesi veya hiç değil ise fazla kirlenip daha zararlı bir hal almasının önlenmesi elinde değildir. Bu devlete ait bir görevdir. Kanser hastanelerinin ve dispanserlerinin kurulması donatılması ve düzenli bir şekilde çalışmalarını temin devlete, kanser savaş derneğine, diğer kuruluşlara ve hekimlere düşen ortak bir sorundur. Yine ortak bir sorun da gezici araçla Ranser taramasıdır. Nitekim, veremle savaşta, gezici röntgenle verem taraması çok yararlı olmuştur. Her ne kadar hastanelerde ve dispanserlerde akciğer filmi çekmek mümkün ise de, vatandaş ihmal eder ve gtmez düşüncesiyle, röntgeni vatandaşın ayağına götürmek istenmiştir, bu uygulama ile özel yapılmış bir kamyona, yerleştirilmiş olan röntgen makinesi semt semt gezerek oralarda oturan vatandaşların filmleri çekilmiştir. Şüpheli görülenler, yeniden tetkik ve tedavi için dispanserlere davet edilmişlerdir.
Kadınlarda sık görülen rahim aiğızı kansrinin erken teşhisinde smear (simir) Bu, (kanser hastanelerinde ve dispanserlerinde uygulanmakta ise de, halk ihmal eder ve gelmez düşüncesiyle (gezici röntgenle verem taramasında olduğu gibi) kanser savaşının başarıya ulaşması amacıyla halkın ayağına gitmek düşünülmüştür ve bundan takriben 8-10 yıl önce İngiltere'de, Birleşik Amerika'da ve daha birçok (Batılı ülkelerde gezici rahim ağzı kanser taramasına başlanmıştır. Yan sahifada, Londra'da bir semtte bu uygulamanın ve kadınların test için kuyruğa girdiklerini gösteren fotoğraf yer alıyor. (Fotoğraf bu kitabın yazarına Londra'da Ulusal Kadınlar Kanser Savaş Derneğini ziyaretinde kendisine verilmiştir.) Gezici ünitede uygulama şöyle yapılmaktadır.
Djaha önce ünitenin hangi gün saat kaçta ve nerede olacağı ilân ediliyr. Hanımlar orada kuyruğa giriyorlar ve sırası gelen içeri giriyor. Ünite geniş bir vagon gibi araba, içinde bir soyunma yeri, bir nisaiye muayene masası ve küçük bir laboratuvar var. içeride bir deftere kadının adı, soyadı, yaşı ve adresi yazılıyor. Defterdeki sıra numarası, test için kullanılan cam parçasının üzerine de yazılıyor. Kadın muayene masasına yatıyor, düz, ince ve (kalem gibi bir tahta parçası ile Vajenden (hazneden) bir miktar ifraz alınıyor ve camiin üzerine sürülüyor (ingilizce smearın anlamı yaymak demektir). Sonra kadın giyinip gidiyor. Bu hepsi 5 dakika içinde oluyor. Ne acısı, ne zahmeti ve ne de ücreti var. Bu camlar sonra usulüne göre boyanıyor ve mikroskopta inceleniyor. Şayet kanser hücresi görülüyor ise, kadının adresine mektup yazılarak tekrar bir tetkik ve gereği için davet ediliyor dispansere. Böylece kadının hiçbir şikâyeti veya âletle bakıldığımda rahim ağzında hiçbir belirti henüz yok iken, kanseri çok erken yakalamaık olanağı elde edilmiş oluyor. (Yan sahifada vajenden alınmış bir normal, diğerinde ise kanser hücreleri görülen iki fotoğraf görünüyor.) En yakın bir gelecekte bizde bu gezici kanser taramasının uygulanmasını diliyoruz. Ne varki, bu uygulama gezici röntgen gibi değildir. Camların özel surette boyanaıbilmesi ve mikroskopta doğru bir teşhis için özel yetiştirilmiş elemanlara ihtiyaç vardır.
Her ne kadar, bizde gezici kanser taramasına (araç, gereç ve özellikle yetişmiş eleman yetersizliğinden dolayı) başlanılmamış ise de, smear testi, yurdumuzda senelerdir uygulanmaktadır, özellikle kanser savaş dispanserlerinde, üniversite ve diğer bazı hastanelerde ve kliniklerde yapılmaktadır. Bu test yüzde 98 oranında doğru sonuçlar vermektedir. Bu testte en önemli husus, cam üstüne yayılmış akıntının mikroskop altında muayene eden kişinin bu konudaj iyi yetişmiş, bilgili ve tecrübeli olmasıdır.
Smear testi, daha önce de belirttiğimi gibi, rahim ağzı dışında şüphe edilen solunum sistemi; ağız ve mide ifraları ile idrar yolları kanserlerinde de erken teşhis açısından çok yararlı olmaktadır. Bu testi ilk öneren Papanicolaou oldu'ğunu söylemiştik. Bu nedenle, bazı yazar ve hekimler bu teste, Smear yerine PAP testi adını vermişlerdir.
ıütün dünyada, kanserin erken teşhisi açısından, çok, yararlı olduğu kanıtlanmış bulunan smear testini (hiç bir belirti veya şikâyetleri olmasa dahi) bütün kadınların 6 ayda bir veya hiç değilse senede bir defa yaptırmalarını özellikle öneririz.