Kanser Yapan Faktörler Kanser hastalığı bir çok faktörlerin biraraya gelmeleriyle ortaya çıkmaktadır. Bu faktörler arasında duman ve hava kirliliği

sigara ve tütün gibi çeşitli kimyasal etkenler

güneş ve uitraviyole ışınları ile röntgen ve diğer radyoaktif ışınları gibi fiziksel etkenler

sosyoekonomik etkenler

yanlış beslenme ve zararlı alışkanlıklar

aşırı bazı hormonlar ile bazı ilâçlar yer alırlar. Yaş açısından

bazı tür lösemiler ve kemik kanserleri daha ziyade çocuklarda

bazı tür kanserler ise ileri yaşlarda daha fazla görülürler

irsiyet bakımından

her ne kadar bazı tür kanserler

bazı ailelerde daha sık görülmüş ise de

genel olarak kanserin irsî bir hastalık olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Cinsiyet açısından

cinsel organ kanserleri dışında

bazı tür kansereler erkeklerde

bazıları ise ikadınlarda daha sık görülmektedir. Irk bakımından

bazı tür kanserlerin bazı ırklarda diğerlerine göre daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Mikroplardan çok daha küçük ve ancak elektron mikresikoplarla görülebilen bazı tür virüslerin

bazı tür kan

gırtlak ve lenf bezi kanserlerine etkili olduğu gösterilmiş ise de viusların tüm kanserlere sebep oldukları kesinlikle çözümlenmiş değildir. Ancak virüslerin çeşitli kanserojenler ve diğer faktörlerle beraber bulunmaları birbirlerinin etkilerini arttırdığı kanısı yaygındır.
Tüm; kanserlerde olmamakla beraber

bazı tür kanserlerin oluşumunda

değişik bazı diğer nedenlerin de katkıları olduğu saptanmıştır. Aşırı yorgunluk

üzüntü ve ruhî çöküntü

bünyeyi zayıf düşürerek

kansere neden olabilecek çeşitli faktörlerin etkilerini arttırdığı bir gerçektir. Kanser

tek bir nedenden doğan bir hastalık değildir

vücudun fhemen her yerinde

seyrek veya sıık olmak üzere

çok değişik oranlarda görülebilir. Kanserin büyüme ve gelişme sûresi

oluştuğu yere ve cinsine göre birkaç aydan birkaç yıla kadar çok değişiktir. Bir çok hastalıklara karşı olduğu gibi

vücutta kansere karşı da bir direnç (bağışıklık) olduğu saptanmıştır. Bu bağışıklık eksik olan kişilerde

kanserin daha sık görülebileceği kanısı yaygındır. Nitekim iç ıdirençe bağlı olarak bazı ümitsiz hastaların kendiliğinden tamamen iyileştiği çok görülmüştür. Moralin bunda payı büyüktür.