Kanser Tarihi Kanserin tedavisi ve sağlanacak şifa ve başarı derecesi, hastalığın yeri veya organın özelliğine, kanserin türüne, hastanın yaşına ve hiç kuşkusuz hastalık başladıktan ne kadar sonra teşhis edilerek tedaviye başlanmasına, diğer bir deyimle erken teşhise bağ iıdır. Hastalık henüz başlamış veya başlamak üzere iken, yani erken teşhiste şifa yüzde yüze kadar varmaktadır. Çok eski bir tarihçesi olan kanserin tedavisi de eskidir. Çok eskidenberi kanser tedavisinde uygulanan iki yöntem (ameliyatla hastalanmış kısmın çıkarılması ile röntgen ve radyum ışınlarıyla vücutta kalmış olması muhtemel kanser hücrelerini öldürmek ve çoğalmalarını durdurmayı amaçlayan) cerrahi ve ışın tedavileri hâlâ geçerlidir. Ancak, son yıllardaki çalışma ve araştırmalar sonucu, her iki yöntemde de, yeni yeni metodların, modern âletlerin ve ışınlama cihazlanınım bulunması ve bilgilerin eklenmesi ile çok yüksek ve yararlı düzeye ulaşma sağlanmıştır.
Bu iki yönteme ek son zamanlarda yardımcı bir metod olarak ilâç tedavisi de uygulanmakta ve başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Kanser hücrelerine daha etkili ve fakat sağlam dokulara mümkün olduğu kadar az zararlı olacak ve yan etkisi bulunmayan ilâçla rın bulunmasında bütün ileri ülkeler yarış halindedirler. Bu nedenle kanser ilâçlarının sayıları bir hayli artmış ve artmaktadır. Bu ilâçlardan biri yerine, bir kaçının antibiyotikle ve heparin gibi pıhtılaşmayı önleyici ilâçlar ile birlikte kombine olarakk kullanılması, çok daha üstün sonuçlar sağlamaktadır. Bazı organ kanserlerinin ilâçla tedavilerine hormonlar da eklenmektedir.
Bazı tür kanserlerin ameliyata lüzum kalamdan, yalnız ışın ve ilâçlarla tedavilerinden, son zamanlarda önemli ve başarılı sonuçlar elde edildiği bildirilmektedir.