Genç yetişkinlik döneminde 20'lerin başından 40'ların başına veya ortasına erkekler ve kadınlar kritik kararlar almak ve seçimler yapmak durumundadırlar. Birçokları bir meslek edinir

eşini seçer ve aile kurar. Bunun anlamı

yaşam işine devam etmek için çocukluk ve gençlikte eğlenerek geçirilen boş zamandan vazgeçmek demektir. Birçok genç yetişkin için bu dönem yakın dostluğun ve izolasyonun (çevreden kopmanın) duygusal konuların başında geldiği dönemdir. Ruhsal bozukluklar

dostluklardaki başarısızlığa karşı protestoyu veya duyulan acıyı yansıtır. Orta yetişkinlik dönemi orta yaş veya yaşamın ortası hayatın beşinci 10 yılında başlar ve psikolojik olarak konuşulduğunda kadınlarda erkeklerden daha erken görülür. Hayatın ortasında geri dönüp gidilmemiş yola bakmak

geçmişteki başarıları ve başarısızlıkları

tatminleri ve hayal kırıklıklarını gözden geçirmek ve onları gençlik hayalleri ve ilhamı içinde değerlendirmek normaldir. Çocuksuz kimse

sahip olmuş olabileceği aileyle uzlaşabilir. Çocukları evden ayrılan aileler "boş yuva"yla yüz yüze gelirler. Erkekler

mesleklerinin pekiştiğini görürler ve seks arzularının ve faaliyetlerinin azalmasından endişe duyarlar. Yaşamın ortasında hem kendi sınırlarımızı

hem faniliğimizi fark ederiz.
Bu dönemde mali yükler

sosyal ve mesleki roller hatta kronoloji nedeniyle yaşlılara ve çocuklara karşı mesuliyetler arasında kalan nesil olarak kendini kapana sıkışmış hissetmek yaygın olarak görülen bir husustur.
Bu durumla başa çıkabilmek için yaşamın yarısına gelmiş elan insanlar

olumsuz duygulardan kaçmak veya onları bastırmak isterler. Bazen de dışa

cemiyete dönerler ve diğer kimselere bir katkıda bulunmaya hazır olduklarını hissederler.