Normal "Uyku" hem biyoloji

hem de
davranışla ilgili bir durumdur. Bu durumda sessiz ve dış dürtülere tepkisiz oluruz. Uyku hali düzenlidir

tekrarlanır ve kolaylıkla değişebilir (örneğin komaya benzemez). Çoğu kimse hayatının üçte birini
bilinçsiz

yani
uyku halinde geçirir. Orta yaşlı bir
yetişkin her gece kabaca 7 1/2 saat uyur. Yeterince
uyku alamazsak tepkilerimiz yavaş ve isteksiz olur

veya yorgun ve dalgın oluruz.
Uykusuzluk yalnız enerji seviyesini değil

zekâ ve sosyal fonksiyonları da etkiler. Normal insanlarda uykusuzluğun uzun zaman sürmesi

hülyaya

hayal görmeye ve psikoza neden olabilir. Esasında uzun zaman uykusuz kalmanın morali ve uyumu bozduğu o kadar iyi bilinir ki

zorla uykusuz bırakmak çok kullanılan bir beyin yıkama tekniğidir.
Uyku hali yaşa bağlı olarak çok farklılık gösterir. Yeni doğmuş bir
bebeğin aşağı yukarı tüm uykusunun yarısı REM uykusudur. Bebekler uykuya dalar dalmaz hemen REM uykusuna geçerler. Yetişkinler

ise önce uykunun başka safhalarından geçerler.
Araştırmacılar

yeni doğmuş bebeklerdeki REM uykunun sıklığının

merkezi
sinir sisteminin düzgün şekilde olgunlaşabilmesi için içten uyarılmaya duyulan gereksinimi belirttiğini söylerler. Bazılarında

çocuklarda çok süratle saptanan yeni bilgilerin işlenmesinde REM uykusunun rolü olduğunu düşünmektedir. Çocuk büyüdükçe

uyuma alışkanlıkları daha düzgün hale gelir. Sık sık olan ve önceden zamanı belli olmayan uykular

kademeli olarak iki gündüz uykusuna

sonra bire

sonra
yetişkin uykusuna

yani uzun bir gece uykusuna dönüşür. Gündüz uykusu ortadan kalkar.
Ancak ileri yaşlarda birçok kimse sık gündüz uykusuna döner ve geceleri daha az uyur. Uyku biçimleri

nörolojik gelişmeye ve diğer faktörlere bağlı olarak insandan insana değişir. Ancak genel gidiş insan yaşamındaki kaide olarak belirlenmiştir.