Memleketimizde sık görülen kömür zehirlenmesi olayı oldukça ciddi ölüm sayısına sebep olmaktadır. Bilhassa kış aylarında açıkta, bir mangal içinde kömür yakarak ısınma ve yemek ihtiyaçlarını karşılayan, sosyal yaşama şartları gelişmemiş ailelerde bazen kitle şeklinde ölüm olayları bir facia şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Kömür zehirlenmesinde esas olay kömürün yanması ile meydana gelen karbon monoksit gazıdır. Bu gaz havaya karışarak akciğerlere gider ve kırmızı kan hücrelerinin içine girer. Normal olarak bu hücrelere oksijen gazı girmektedir. Fakat, karbon monoksit gazı kırmızı kan hücrelerine yapışma bakımından oksijenden daha süratlidir ve öncelikle davranarak oksijen gazının yerini alır. Tabii, organizmada oksijen gazının yaptığı vazifeleri göremez. Oksijensiz kalan doku sonuç olarak ölüm tehlikesi ortaya çıkarır. Bu durumdan en çok zarar gören öncelikle beyin olmak üzere kalb ve böbrek gibi hayati organlardır.Beyin hücreleri ortalama olarak beş dakikadan fazla oksijensizliğe tahammül edemezler.



Kömür çarpması zehirlenmelerinde en çok dikkat edilecek nokta hastanın kanındaki karbon monoksit gazının süratle vücuttan atılmasını temin etmektir. Bunun için hastalar derhal temiz havaya çıkarılır, şuğur kaybı olmayanlarda hareket yaptırılarak kan dolaşımının süratlenmesi ve akciğerlerden kanın daha fazla geçmesi temin edilir. Komaya giren hastalar derhal bir hastaneye nakledilmen ve oksijen çadırına alınmalıdırlar. Ayrıca bu hastalara solunum merkezini ve kalbi takviye eden ilaçlar yerilir. Daha ağır hastalarda kan verilmesi ve kan değiştirilmesi tatbik edilebilir.